osmanlı kitabı başlık
Tövbe Etmek
Tövbe Etmek
Bu yazı 512 views kez okundu.
9 Eylül 2014 18:33 tarihinde eklendi
Etiketler :

Tövbe Etmek

 

İnsanoğlu yaratılışı gereği günah işlemeye müsaittir. Çünkü Allah insana nefis vermiştir. Dizginlenmediği, terbiye edilmediği takdirde bu nefis onu doğru yolun dışına çıkarır ve ona sahte mutluluklar, gelip geçici mutluluklar verir. Harama bakar mutlu olur, harama el uzatır yine mutlu olur, hakkı olmadığı kazancı elde eder, hep mutlu olur, kibirlenir, kalp kırar güçlü olduğunu sanır yine mutlu olur. İşte bu mutlulukların gelip geçici olduğunu da ölüm kapıya dayandığında ve Allah huzuruna çıktığında anlar. Zira o zaman dünyada elde ettiği o mutlu zamanların bedeli şimdi acıyla ödeyecektir. Bu nedenledir ki insanın nefsine uyarak elde ettiği mutluluklar hep gelip geçicidir.

 

İşte yüce Allah’ın kullarının bilerek veya bilmeyerek işlediği günahları karşısında onlara günahlardan bir geri dönüş yolu göstermiştir ki o da tövbe etmektir. Tövbe, insanın yaptığı hatalar sonucunda kendisinin yüce Allah tarafından görüldüğünü fark ederek mahcup olması, utanması, pişman olması ve o günahı tekrar işlemeyeceğine dair Allah’a söz vermesidir. Tövbe eden kul bilir ki hata yapmıştır, tövbe eden kul bilir ki her an Allah onun ne yapmakta olduğunu izler ve tövbe eden kul bilir ki Allah kulunun günah işlediğini görünce üzülür. Bu durumda Rabbinden utanan kul hata yaptığını anlar, Rabbine döner ve ondan özür dileyerek bağışlanma ister. Böylelikle insan durumunu Allah’a arz ettikten sonra bağışlanmayı umabilir.

 
Allah dilerse her türlü günahı bağışlayacağını beyan etmiştir. Kendisine ortak koşulmasını bile. Yani şirki dahi.
 
Allah bağışlamayı sever çünkü Tevvab’tır. Yani tövbeleri kabul eden ve bağışlamayı sevendir. Gaffar’dır.
 

Öte yandan, elbette ki tövbelerin de bir kabul sınırı vardır. Bu sınır sonrasındaki tövbeleri Allah kabul etmeyeceğini beyan buyurmuştur. Bu sınır da ölümdür. Yüce Allah, kulunun yaşamı sırasında yaptıklarından ölüm kapıya geldiğinde tövbe etmesi durumunda, bunun makbul bir tövbe olmayacağı söyler. Çünkü kul ölümü görmekle birlikte yaptıklarının hesabını vereceğini anlar. Allah’a inanmayanlar, Allah’ın varlığına ve birliğine inanmayanlar, ölümü görmekle Allah’ın var olduğunu ve de bir olduğunu görürler. Her şeyi görüp bildikten sonra tövbe etmek ve inanmak neye yarar? Her şeyi görüp bildikten sonra Allah’a iman etmek teslimiyet midir? İşte bu nedenle makbul olan tövbe ölüm yaklaşmadan önce yapılan tövbedir.

 

Nisa 18

 

“Yoksa makbul tövbe, kötülükleri yapıp edip de sonra kendilerinden birine ölüm gelip çattığında: “İşte ben şimdi tövbe ettim.” diyenlerin tövbesi değil. Kafir olarak ölen kimselerin tövbesi de değil. İşte öylesi kimselere çok acı veren bir azap hazırladık.”

 

Yunus 90

 

“Derken, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Hemen Firavun, askerleriyle beraber haksız ve saldırgan bir şekilde peşlerine düştü. Nihayet boğulmak üzere iken: “İman ettim. İsrailoğullarının inandığı ilahtan başka tanrı yokmuş. Ben de Müslümanlardanım” dedi.”

 

Yunus 91

 

“Şimdi mi? Halbuki bundan önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun. Biz de bugün senin bedenini denizden kurtarıp karada bir yere çıkaracağız ki senden sonra gelecek nesillere ibret olasın. “Doğrusu, insanların bir çoğu bizim ayetlerimizden, ibret alınacak delilerimizden gafildirler.””

 

Nisa 17

 

“Allah’ın kabulünü vaad buyurduğu tövbe, kötülüğü ancak cahillik sebebiyle işleyip, sonra da çabucak vazgeçerek günahtan dönüş yapacak olanların tövbesidir. İşte Allah’ın tövbelerini kabul edeceği kimseler bunlardır. Allah alim ve hakimdir. (Herkesin içini dışını hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.”

 

Nisa 27

 

“Evet, Allah sizin yuvanıza dönüş yapıp tövbenizi kabul buyurmak istiyorken, şehvetlerinin ardına düşenler ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.”

 

Nisa 110

 
“Kim kötülük eder veya günah işleyerek nefsine zulmeder de sonra Allah’tan af dilerse, Allah’ı gafur ve rahim (affı ve merhameti bol) bulur.”
 

Enam 54

 

“Ayetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman onlara: “Selam sizlere” de. Rabbiniz, merhameti kendi zatına temel ilke edinmiştir. Sizden kim bilmeyerek bir günah işler de sonra ardından tövbe eder ve halini düzeltirse onun da gafur ve rahim (çok affedici ve merhametli) olduğunu bilmelidir.”

 

Hicr 49 – Hicr 50

 
“Kullarına haber ver ki (günahları örten) gafur, (ihsanı bol olan) rahim Ben’im. Bununla beraber, azabım da elim mi elim!”
 

Taha 82

 
“Şu da muhakkak ki inkardan dönüş yapan, iman eden, güzel ve makbul işler yapan, böylece doğru yola giren kimseyi de affederim.”
 

Yukarıdaki ayetlerden anlıyoruz ki yüce Rabbimizin tövbelerimizi kabul etmesi için, günaha sebep olan o işten vazgeçmek, o işi tekrar etmemek, günah işlemekten dolayı pişmanlık duymak ve ölüm gelmeden tövbe etmektir.

 

Tövbe kapısı bizim için bir umut, bir ışık kapısıdır. Onunla mümin kullar tekrar hayata bağlanırlar, imanları kuvvetlenir, kalplerdeki Allah sevgisi büyür. Kul tövbe edince dua eder gibi Allah’la doğrudan seslenir. O’nunla konuşur, kalbi rahatlar. Tövbe eden kul, Rabbinin kapısına gelmiş ve ona sığınmış, demektir. Günaha sebebiyet veren işinde ısrar etmez. Tövbeleri sadece ve sadece Allah’ın kabul edeceğini bilir ve yalnızca O’na yönelir. Çünkü bilir ki Allah ihlas ile kendisine açılan dua ellerini, kendisine yönelen gönülleri asla geri çevirmez.

 

Allah tövbeleri kabul etmek ve kullarının günahlarını affedip onlardan razı olmak için türlü türlü vesileler sunar. Makbul bir hac ziyareti, Kadir gecesi, Berat gecesi, tövbe etmek bunlardan sadece bir kaçıdır. Çünkü O kullarını çok sever ve bağışı bol olandır. Çünkü O rahmeti azabından daha büyük olandır. Yeter ki bizler de ona yönelelim.

 
Saygı ve sevgi ile
 
Z. Tamer Aygün
 9.Eylül.2014
 
Kaynakça

1.) Suat Yıldırım Meali
2.) Kur’an’dan Öğütler, DİB Yayınları

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap