osmanlı kitabı başlık
RUM 33
RUM 33
Bu yazı 553 views kez okundu.
7 Haziran 2014 09:24 tarihinde eklendi

RUM 33

Rum Suresi’nin 33 ve 34. ayetleri aşağıdaki gibidir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

“İRum 34nsanlar bir derde düşünce, başka her şeyi unutarak yalnız rablerine gönülden yalvarırlar; sonra Allah onlara nezdinden bir rahmet ve bolluk tattırınca, bir de bakarsın ki onlardan bir kısmı rablerine eş, ortak koşuyor ve böylece Allah’ın nimetlerine nankörlük ediyorlar. De ki: ”Bir süre eğlenin bakalım, yakında öğrenirsiniz!”

Bu ayetlerde kulun dua vasıtasıyla Allah ile olan iletişimini sağladığını, zor duruma düştüğünde Allah’tan olan isteklerini dua ile dile getirdiğini, Allah’ın kulunun isteğini yerine getirdiğinde ise bunlardan bazıları doğru yolda yürümeye devam ederken bazılarının ise daha önceden kendisinin içinde bulunduğu zor durumu unutarak onu bu durumdan kurtaran Allah’a sırt dönerek O’na eş, ortak koştuğunu ve bu gibi kullarında da zamanı geldiğinde yaptıklarının hesabını vereceğini bildirmektedir.

Dua, kulun yaratıcısından olan istek ve arzularının Allah’a sunuluşudur. Allah kullarının kendisine dua etmesini pek sever. Zira dua etmek Allah’a baş eğmek, onun varlığını, birliğini, yüceliğini kabul etmektir.

Allah kulunun her istediğini elbette yerine getirebilecek güçte iken her dua da sanırım Allah katında kabul olmaz. Yani duanın Allah katında kabul olması için mantıklı olması, düzen bozmaması gerekmektedir. Din alimlerinin bildirdiğine göre de bazı duaların kabulü ahirete saklanır. Yani Allah kulunun dünya günü için olan duasını dünyada değil ahirette kabul eder ve dua etmesine sebep olan yaşadığı zorluk için ona ahirette bir mükafat verir, mesela bazı günahlarını örter.

Bir de insanların bazı istekleri vardır ki bunlara ulaşmak için Allah’a dua ederler. Aslında bu istedikleri kendileri için iyi değil kötü sonuçlar doğuracaktır. Bu durum İsra Suresi’nin 11. ayeti ile açıklanmıştır. Bu ayet der ki:

İsra 11:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

“İnsan bazen şerri, tıpkı hayrı istercesine ister. Pek acelecidir bu insan!”

Allah kullarını sevdiği için de kulu için kötü sonuç doğuracak duasını kabul etmez, bazısını da kabul eder ki o ve diğer insanlar ders alsınlar.

Biz kullar için isteriz ki her duamız hemen kabul olsun. Sıkıntılarımız gitsin. Kimi sıkıntılar hakikaten hemen giderken kimilerinin geçmesi de bir süreye bağlıdır. İşte bu süre bir imtihan süresidir. Sıkıntıya sabırla göğüs geren ve Allah’tan umudunu kesemeyen sınavı geçer.

Rum Suresi’nin 33 ve 34. ayetinde belirtildiği üzere, bazı insanlar da dualarının sonucunu alınca Allah’ı unuturlar, daha sonra tekrar bir sıkıntıya düşünce tekrar Allah’ dua ile müracaat ederler ki makbul olan dua bu değil, iyi ve kötü zamanlarda Allah’a her zaman yapılan duadır. Zira Allah’ı sadece kötü zamanda hatırlayıp O’ndan kötülüklerin, zorlukların kalkmasını dilemek bir çıkar ilişkisidir ki bunda kulun Allah’a bir teslimiyeti söz konusu değildir. Makbul olan dua bolluk zamanında da Allah’a dua etmek, şükretmek, zor zamanlarda sabırla ve namazı vesile kılarak dua etmektir, istemektir.

Allah kullarının duasını çokça kabul eder, çünkü Allah’ın rahmeti gazabını geçmiştir.

Mümin 60:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

“Rabbiniz buyurdu ki: “Bana dua edin ki size karşılık vereyim. Zira bana ibadet, yani dua etmeyi kibirlerine yediremeyenler, zelil ve rezil olarak cehenneme gireceklerdir.”

Bakara 186:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

“Kullarım beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da davetime icabet ve bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selamete ersinler.

Furkan 77:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

“De ki: “Duanız olmazsa rabbim size ne diye değer versin ki? Ama siz, ey inkarcılar! Size bildirdiklerimi yalan saydınız, artık bu günahtan yakanızı kurtaramayacaksınız.”

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap