osmanlı kitabı başlık
Mihrimah Sultan Külliyesi
Mihrimah Sultan Külliyesi
Bu yazı 4.554 views kez okundu.
29 Haziran 2014 16:16 tarihinde eklendi

Mihrimah Sultan Külliyesi

 

Mihrimah Sultan Külliyesi Mimar Sinan tarafından Üsküdar Meydanı’nda denize oldukça yakın bir mesafede inşa edilmiştir. Meydanda iki büyük cami vardır. Mihrimah Sultan Külliyesi iskelenin hemen karşısında olandır. Bu nedenle halk bu camiye İskele Camii de demektedir.

 

Mihrimah Sultan Camii

 

Yukarıdaki resimden ayrılıp Kadıköy’e giden ana caddenin eski dar hali, solda Valide-i Cedid Camii, ön planda Kara Davut Paşa Camii (İş Bankası’nın karşısında, Mimar Sinan Çarşısının yanında) ve sağ planda da Mihrimah Sultan Camii görülmektedir.

 

Külliyeye ait videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.

 

Cami ile ilgili çekilen ve sitemizde yayımlanmış videolar şunlardır:

 

Mihrimah Sultan Camii Gece Görüntüleri,

 

 

 

 

Mihrimah Sultan Külliyes’inin gündüz görüntüleri

 

 

 

 

Mihrimah Sultan Camii Sabah Namazı Haşr Suresi 22-23-24. Ayetler

 

 

 

 

Mihrimah Sultan

Mihrimah Sultan’ın ünlü İtalyan ressam Tiziano Vecellio tarafından yapılmış, Cameria adlı yağlıboya portresi, 16. yüzyıl


 

Üsküdar, Osmanlı zamanında dört bölüme ayrılmış olan İstanbul’un Anadolu yakasındaki tek kadılığı idi. İstanbul’un fethinden uzun yıllar önce Osmanlı’nın eline geçen Üsküdar her hangi bir su yolu vs. kesintisi olmadan doğrudan Medine’ye kadar uzandığı için “Kabe Toprağı”, “Medine-i Üsküdar” olarak da adlandırılmıştır. Bu nedenle de her ne kadar devlet yönetimi karşı yakada olsa da yapılan medrese ve camilerle Üsküdar’a gereken değer verilmiştir.

 

Caminin cümle kapısı üzerindeki kitabede I. Süleyman’ın kızı Hanım Sultan tarafından Temmuz 1548 tarihinde yapıldığı yazılmaktadır.

 

Kanuni Sultan Süleyman’ın tek kızı olan Mihrimah Sultan Diyarbakır beylerbeyi Rüstem Paşa ile evlenmiştir. Bu evlilikten Ayşe, Osman ve Hümaşah adında üç çocukları olmuştur. 10 numaralı kaynağa göre, Mihrimah Sultan’ın düğün töreni Şehzade Bayezid ve Şehzade Selim’in sünnet düğünleri ile birleştirilmiştir. Bu bilgiye şüphe ile yaklaşmak durumunda kalıyorum. Çünkü, biliyoruz ki II. Selim 28.Mayıs.1524 doğumludur, Mihrimah Sultan ise 21.Mart.1522 doğumludur. Aralarında iki yaş fark olduğu halde küçük kardeş sünnet olurken ablanın evlenmesi mümkün müdür? Yani Mihrimah Sultan’ın 17 yaşında evlendiği söylenir. Bu durumda Şehzade Selim’in 15 yaşında sünnet olması tuhaf değil mi? Üstelik, Kanuni Sultan Süleyman niçin iki düğünü bir arada çıkarsın?

 

25.Ocak.1578 tarihinde vefat eden Mihrimah Sultan, Süleymaniye Külliyesi’nde bulunan Sultan Süleyman’ın türbesinde ve babasının sağ yanında yatmaktadır.

 

Mihrimah Sultan babası Kanuni Sultan Süleyman zamanında aldığı yüksek hasaya yani yıllığı 100.000 akçeden fazla gelire ilave olarak kardeşi II. Sultan Selim’den de ve keza III. Murad’dan da yüksek dereceden maaş bağlanınca oldukça yüklü bir kazanca ulaştı. Buna ilave olarak da imparatorluğun en zengin sadrazamı olarak bilinen Rüstem Paşa’nın da mal varlığı kendisine kalınca çok büyük bir servete sahip oldu Mihrimah Sultan. Bu servet ile Üsküdar ve Edirnekapı’da kendi adına iki külliye yaptırdı. (Osmanlı tarihçisi Peçevi ise külliyenin Kanuni Sultan Süleyman tarafından kızı Mihrimah Sultan adına yaptırdığını yazar.) Mihrimah Sultan’ın hayır işlerine, imaretler, çeşmeler ve 500.000 altın harcayarak Arafat Dağı’ndan Mekke’ye su yolunu da ilave etmek gerekir.

 

Mihrimah Sultan Camii

 

Mihrimah Sultan Vakfı, Sultan II. Mahmut zamanında devletleştirilerek Evkaf Nezareti’ne verilmiştir. Evkaf Nezareti vakıf ve tesislerin yönetimi ile ilgili görevli memuriyettir. Bugün ise Mihrimah Sultan Külliyesi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlıdır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Cami Yan Kapısı


 

Mimar Sinan nadide eserlerinden olan külliye cami, hazire, bir kiler, bir ambar, bir han, 16 adet hücre ile bir dershaneden oluşan bir medresede olarak inşa edilmiştir. Buradaki “hücre” medresedeki öğrencilerin yatılı kaldığı odasıdır. Bugün itibariyle han ortada yoktur.

 

Osmanlı zamanında çekilmiş olan eski resimlere bakıldığında caminin kıyıya daha yakın olduğu görülür.

 

Mihrimah Sultan Camii

 

Cami kubbesine gelince. Kubbe çapı 10 metredir. Ana kubbe, cümle kapısı tarafı hariç diğer taraflardan yarım kubbe ile desteklenmiştir. Caminin cümle kapısının bağlı olduğu girişin yarım kubbesi yoktur. Bu durumda camiden içeri girenler doğrudan ana kubbenin altına gelirler. Diğer üç yanda ise yarım kubbeler mevcuttur. Bu kubbelerin önünde de ikişer adet çeyrek kubbe bulunmaktadır. Cami kubbesi merkezinde siyah zemin üzerine Esma’ül Hüsna’dan bazı isimler kaligrafik olarak yazılıdır. Bu yazılar cami yapıldığından beri oradadır. Bunlar, Ey Rahman Allah, Ey Rahmet Sahibi Allah, Ey Cömert Allah, Ey Başlatan Allah, Ey Lütufkar Allah, Ey Mutlak Hayat Sahibi Allah, Ey Hikmet Sahibi Allah, Ey Güçlü Allah meaili olan isimler yazılmıştır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Ana Kubbe


 

Hadikatü’l Cevami’de ise Külliyeden bahsedilirken “Leb-i deryada vaki olup, medrese ve mektep ve imaret ve birer şerefeli iki minaresi ve levazımat-ı sa’iresi mevcuddur” demek suretiyle bugüne ulaşmadığı bildirilen handan bahsetmemiştir.

 

Camide Mimar Sinan’ın şimdiye kadar ilk defa denediği dört yapraklı yonca şeklinde iki adet fil ayağı kullanmasıdır. Üç ve dördüncü fil ayakları ise cümle kapısının duvarına gizlenmiştir/gömülmüştür.

 

Dikdörtgen harim içinde yukarıda bahsi geçen fil ayatları ile birlikte büyükçe ve ince işçiliğe sahip mermer bir minberi oldukça dikkat çekicidir. Mihrap ise sade bir görünüme sahiptir.

 

Mihrimah Sultan Külliyesi

Minber


 
Mihrimah Sultan Külliyesi

Minber


 

Caminin müezzin mahfili cümle kapısının ortasındadır. Bu mahfilin her iki tarafında da bayanlar mahfili vardır. Keza bu mahfillerin altında da, girişte sağlı – sollu mahfiller bulunmaktadır. Bu mahfillerin tavan kaplamalarındaki şaheserlik göz alıcıdır.

 

Müezzin Mahfili - Üst Taraf

Müezzin Mahfili – Üst Taraf


 
Müezzin Mahfilinin Alt Tarafının Süslemesi

Müezzin Mahfilinin Alt Tarafının Süslemesi


 

Cami restorasyondan yeni çıkmıştır. Önceden dökülmekte olan eskimiş beyaz boyalı duvarlar ve fil ayakları alalade bir görünüm sergiliyordu. Şimdi ise o beyaz fil ayaklarındaki bazı taşlar doğala oldukça yakın bir şekilde boyanarak monotonluktan çıkarılmıştır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Dört Yapraklı Yonca Şeklindeki Filayağı


 

Caminin iki giriş kapısı vardır. Büyük olan elbette cümle kapısıdır. Bir de sağ taraftaki minarenin hemen yanında ikinci bir giriş kapısı vardır. Üçüncü bir kapısı yoktur. Bu nedenle de caminin bu özelliği asimetriktir. Eğer simetriye göre üçüncü bir giriş kapısı açılsaydı bu da yan kapının karşısındaki duvarda olurdu iki orada da hazire ve türbe olduğundan kapı sayısı ikide kalmıştır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Cümle Kapısı


 
Mihrimah Sultan Camii

Yan Kapı Girişi


 

Cami hafifçe meyilli arazi üzerindedir. Daha doğrusu cami sırtını, mihrap duvarını bir tepeye dayamıştır. Bu nedenle üç adet avlu kapısından ikisine merdivenle çıkılırken, tepe tarafındaki kapıdan düz ayak girilir.

 

Caminin sağ tarafındaki duvarında bir tane güneş saati vardır. Saat üzerinde “aylara göre, gölge düşümü ile öğle ve ikindiyi bildirir” yazısı vardır. Diğer üç vakit namazda güneş olmadığı gölge oluşmadığından güneş saati sadece iki namaz vaktini göstermektedir.

 

Güneş Saati

Güneş Saati


 

Cami iki minarelidir. İkisinin de birer şerefesi vardır. Minarelerde şerefe sayısının birde kalması bence dikkat çekici. Yapıldığı yıllarda denize daha da yakın olan bu koca külliyenin minarelerine birer şerefe daha yaparak camiyi daha gösterişli hale getirmemenin bir anlamı olsa gerek.

 

Kılıç Ali Paşa Külliyesi adlı makalede anlatıldığı üzere, Osmanlı önemli iskelelerin, limanların bulunduğu yere cami yaparmış. Kılıç Ali Paşa Camii ve Eminönü’ndeki yeni Camii bunlardan biri. Anadolu yakasında da Mihrimah Sultan Camii de bu kuralın Anadolu Yakası’ndaki örneğidir.

 

Cami eski resimlere bakıldığında denize daha yakın olduğu görülür. Zamanla yapılan doldurmalar ile cami biraz daha iç tarafta kalmıştır. Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi’nde caminin yapıldığı ilk yıllarda ise avlu duvarının deniz kıyısında olduğu yazılıdır. (1)

 

Caminin avlusu küçük olmakla birlikte yine de içinde birkaç tane yüzyıllık çınarı barındıracak kadar alana sahiptir.

 

Caminin deniz tarafına bakan yönünde tam cümle kapısı ve son cemaat yeri kapısının önünde yirmigen normda bir şadırvanı bulunmaktadır.

 

Şadırvan

Şadırvan


 

Son cemaat yeri oldukça geniş ve revaklıdır. Beş kubbelidir. Yapı itibariyle aynı Kılıç Ali Paşa Camii’nin son cemaat yeri gibi demir parmaklıkla kaplıdır. İki sıra revak arasında genişçe bir alan bulunmaktadır ki Kılıç Ali Paşa Camii’nde bu alan oldukça dardır.

 

Son Cemaat Yeri

Son Cemaat Yeri


 

Bilezik Yazıları

 

Mihrimah Sultan Külliyesi’ni yazan pek çok makale sahibinin bilmediği ve bu nedenle de atladığı çok büyük bir özelliği vardır. Bilezik Yazıları. Caminin bir Mimar Sinan Camii olmasından sonra, kanımca en önemli ve en bilinmedik özelliği sütun kaidelerindeki bilezik yazılardır. Osmanlı’nın duvar yazıları. Evet, Osmanlı’nın duvar yazısı olarak adlandırılan ve inşaat sırasında sütun çemberlerine yazılan yazılar.

 

New3102

 

Sırf bu siteyi hazırlamak için oluşturduğum 40-50 kitaplık arşivdeki hiçbir kitapta bulunmayan bu bilezik yazılarının varlığını ben de Gezgin Dergisi’nden öğrendim. Anılan dergide yazar, bilezik yazıları geçmişten günümüze gelen duvar yazılarına benzetmiştir. Avlularda bulunan kubbeleri tutan sütunların bilezik diye tabir edilen çemberlerinin üzerine yüzyıllar öncesine ait cemaatin ya da işçilerin yazdığı yazılar vardır. Cami cemaatinin haricinde avludan gelip geçenlere de seslenen bu yazılara “Bilezik Yazıları” deniyor. Bu yazılar adeta geçmişten geleceğe aktarılan gayri resmi tarih mesajlarıdır. Bazılarında ise halkı ibadet etmeye davet eden Kur’an-ı Kerim’den ayetler bulunmaktadır.

 

Bilezik Yazıları

Bilezik Yazıları


 
Mihrimah Sultan Camii

Bilezik Yazıları


 

Bu yazıları yazanların cami inşaatında çalışan kişiler olduğu düşünülmekle birlikte doğrudan rastgele kişilerde olmamalılar. Neden mi? Çünkü okuma yazma biliyorlar. Ne yazık ki Osmanlı’da ne kadar medrese olursa olsun okuma yazma oranı çok çok düşüktü. Düşünün matbaa 18. Yüzyılda o da sınırlı bir kullanım izni ile ülkeye girebildi. Bu durumda 1500’lü yıllarda Mihrimah Sultan Camii yapılırken inşaatında çalışan kaç okuma yazma bilen olabilir? Hatta bu yazıları Mimar Sinan kazımış olabilir desem, kim “olamaz” diyebilir? Demek ki yazı yazabilen birisi hem de güzel bir şekilde yazabilen birisi farklı olmalı ama halktan biri olmalı. Zira yazı halk dili ile yazılmış.

 

Mihrimah Sultan Camii

Bilezik Yazıları


 

Bu yazılar ne yazık ki her camide, hatta bırakın her camiyi büyük selatin camilerinde bile yoktur. Bulunduğu camiler arasında Mihrimah Sultan Camii yanında, Topkapı’daki Ahmet Paşa Camii, Şehzade Camii, Süleymaniye Camii, Sultan Ahmet Camii, Aksaray’daki Murad Paşa Camii’nde bulunmaktadır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Bilezik Yazıları


 

Murad Paşa Camii’ndeki yazının eski ve Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii’ndeki yazının da en yeni cami olduğu bilinmektedir.

 

Bu bilezik yazıları Evliye Çelebi’nin de dikkati çekmiş ve seyahatnamesinde bu yazılardan da bahsetmiştir. Eyliya Çelebi yazıları yazan hakkakların yani kazıyıcıların, yazıyı yazmak için camilerin belli noktasındaki bir sütunu tercih etmedikleri, yazılarda deprem ve yangınlara ilişkin bilgiler geçildiğini bildirmiştir.

 

Makaleye konu olan bu camideki bilezik yazılarının içeriğini ne yazık ki şimdilik tespit edemedim. İnşallah bu geçmişten gelen mesajı buraya kısa zamanda yazacağım.

 

Mihrimah Sultan Külliyesi Çeşmesi

 

Caminin deniz tarafına bakan avlu duvarının dışında bir çeşme bulunmaktadır. Burada bahsi geçen çeşme meydanın kenarındaki çeşme değildir. O çeşme III. Ahmed Çeşmesi’dir ve külliyeye ait değildir. Külliyenin çeşmesi, avlu dışında denize bakan duvarın önündedir. Hemen hemen şadırvan ile aynı hizaya denk gelir. Çeşme külliye yapıldıktan sonra, 1681 yılında külliyenin vakıf gelirleri ile yapılmıştır. Önünde otobüs terminali olduğundan sıra sıra dizili otobüslerin arkasında çeşme çok dikkat çekmemektedir. Çeşme yalakları çöp kutusu ya da soba olarak gören insanlarımızdan şimdiye kadar kurtulabilmiştir.

 

Mihrimah Sultan Camii

Çeşme – Avlu Dışında


 

Çeşme kesme taştan yapılmış ve mermer ile kaplanmıştır. Çeşme duvarının en üstünde çok şık bir taç vardır. Onun altında ise üç satırlı bir kitabesi bulunmaktadır. Kitabenin altında ise beyaz ve bordo mermerden yapılı basık sivri kemerli niş mevcuttur. Çeşmenin her iki tarafında bir ufak tas yuvası vardır. Yani suyunu içen su içtiği tası tekrar buraya koyardı.

 

Mihrimah Sultan Camii

Tas Yuvası


 

Kitabenin tarih beyiti şu şekildedir:

 

Virdi Hakk yine bu tarihde ana,
Çeşme-i Ab-ı hayat icrsın sene 1092

 

Mihrimah Sultan Külliyesi Medresesi

 

Kesme kufeki taştan inşa edilmiştir. Medresenin 19 kubbesi olup, bunlar da kurşun ile kaplandığından Kurşunlu Medrese olarak bilinmektedir. Medrese caminin boğaza bakan tarafında yüksekçe bir duvar üzerine inşa edilmiştir. 16 hücreden oluşmaktadır. Hücreler kare planlı olup üzerlerin kubbe ile örtülüdür. İçlerinde birer ocak ve dolap nişleri bulunmaktadır. Medresenin avlu girişinin karşısında dershane bulunmaktadır. Dershane üzeri tromplu kubbe ile örtülmüştür ve beş adet penceresi vardır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Bahçe İçinden Medrese Girişi


 

Devrin ünlü müderrislerinden (öğretmenlerinden) İmamzade Mehmed Efendi burada ders vermiştir. Onun ardında sırasıyla, Şemseddin Ahmed Efendi, Arapzade Mehmed Efendi, Şah Mehmed Çelebi, Hacı Muradzade Dursun Efendi, Şeyhülislam Çivizade Mehmed Efendi de burada ders vermişlerdir.

 

Mihrimah Sultan Camii

Medrese Duvarı


 

Külliye’nin vakfiye kayıtlarına göre medresedeki görevli ve öğrencilere şu şekilde ödeme verilirdi: Müderrise günlük 50 akçe, en bilgili olan öğrenciye 5, dersi terk etmeyen 14 öğrencinin her birine 2 akçe verilirdi. Sabah namazından önce kapıyı açıp da yatsı namazından sonra kapıyı kapatan görevliye 2, temizlik işlerine bakan ferraşa ise günde 1 akçe verilirdi. Ferraş Cami, mescid, imaret gibi müesseselerin temizliğini sağlamak; ve kilim, halı ve hasır gibi mefruşatını yayma hizmetleriyle vazifeli olan kişiler hakkında kullanılır bir tabirdir. Bu gün itibariyle temizlik işlerinde malzeme olan “faraş” kelimesine hem ses ve hem d işlevsellik olarak oldukça benzemektedir.

 

Mihrimah Sultan Camii

Medrese


 

Medrese 1961 yılında itibaren sağlık ocağı olarak çalışmaktadır. Aynı yılda yapılan restorasyon nedeni ile medrese revakları kapanmış ve medrese orijinal halinden kopmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında Çocuk Dispanseri ve Ruh Sağlığı binası olarak kullanılan medrese bugün de sağlık alanında hizmet vermektedir. Bir tanesi cami avlusunda ve diğeri de avlu dışından olmak üzere iki kapısı vardır.

 

Mihrimah Sultan Külliyesi Sıbyan Mektebi

 

Sıbyan Mektebi cami avlusunun dışında kıble duvarı arkasındadır. Tek kubbeli genişçe sayılabilecek bir mekteptir. Mektep yazlık dershane olarak kullanılan tek kubbeli bir revak ve buna eş büyüklükte kışlık bölümden oluşur. Yapı çok uzun yıllardır kütüphane olarak kullanılmaktadır. Ben de 70’lı yıllarda burada ders çalıştığımı, ödev hazırladığı gururla söylemek isterim. Hala da bir çocuk kütüphanesi olarak hizmet vermektedir.

 

Mihrimah Sultan Camii

Sıbyan Mektebi


 

Sol taraftaki ışığın bulunduğu bölüm yazlık, diğer taraf ise kışlık olarak yapılmıştır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Sıbyan Mektebi

Mihrimah Sultan Külliyesi Haziresi

 

Külliyenin haziresi kıble duvarı önünü ve sol duvar tarafını çevrelemiştir. Günümüz itibariyle oldukça düzenli ve bakımlı olan hazirede muhtemelen yerlerinden çıktıkları için mezarları kaybolmuş mezar taşları caminin arkasında geçen merdivenin istinat duvarı çevresine sıralanmıştır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Caminin Sol Tarafındaki Hazire


 

Külliyede iki adet türbe vardır. Bu türbelerden birisi cami duvarına bitişiktir ki burada İbrahim Ethem Paşa yatmaktadır. Deniz tarafındaki türbe ise sonradan yapılmıştır ve burada da Mihrimah Sultan’ın iki oğlunun sandukaları bulunmaktadır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Sadrazam İbrahim Ethem Paşa Türbesi


 

Bu türbede dört adet sanduka bulunmaktadır. Türbe kapısının önünde iki beşik tonozlu bir revak bulunmaktadır. Bunlardan birinde Mihrimah Sultan’ın oğlu Sadrazam İbrahim Ethem Paşa defnedilmiştir.

 

Son cemaat yerinin sağ tarafında yani Üsküdar Meydanı’na bakan kısımda ayrı bir mezar vardır. Bu mezarda da Rüstem Paşa’nın başka bir eşinden olma oğlu Osman Bey’in mezarı bulunmaktadır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Osman Bey’in Kabri


 

Cami haziresinde ayrıca önemli bir mezar vardır ki o da Rüstem Paşa’nın kardeşi Kaptan-ı Derya Sinan Paşa’nın mezarıdır. Sinan Paşa Beşiktaş’ta Yıldız Yokuşu’nun dibinde Kabataş’a dönen köşe üzerindeki caminin banisi yani yaptıranıdır. Ne hikmettir ki camisi orda fakat mezarı Üsküdar’dadır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Kabtan-ı Derya Sinan Paşa Kabri (Sarıklı Olan)


 

Sinan Paşa, Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1550-54 arası Kaptan-ı Derya’lık görevini yürüttü. Aşağıdaki resimde orta arka planda mezar başında düşey dilimli sarıklı bulunan mezarda Sinan Paşa yatmaktadır. Düşey dilimli sarığa mücevveze serpuş denilmekteydi.

 

Yukarıdaki resimde hem Sinan Paşa’nın kabri ve hem de kıble duvarı önündeki hazire görülmektedir.

 

Baş taşının sağ tarafından Kur’an-ı Kerim’den

 

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla,

“Küllü nefsin zaikatü’l-mevt” ve sol tarafında ise “Küllü men aleyha fan” ayetleri yazılıdır.

 

Mezarın baş ve ayak taraflarında ise şunlar yazılıdır.

 

“Lailahe illallah Muhammedün Resulullah
El-merhum el-mağfur
İla rahmetillah-i te’ala
Kapudan Sinan Paşa
Ruhuna Fatiha”

 

Ayak ucunda ise,

 

“Kim bu merhumu duayile ana
Hak te’ala rahmet eylesün ona
Yusuf-ı sani idi ahbaba
Görünürdü adüv gözüne Sinan
Sihriya gel dua-yı hayr edelim
Ruh-i pakini şad eyle Sübhan
Hatif-i gaybdab dediler tarih
Daldı rahmet denizine kapudan
Fi şehr-i Muharrem 1558”

 

Deniz tarafındaki türbede Mihrimah Sultan’ın diğer oğlu Sinaneddin Yusuf gömülüdür. Bu türbenin girişinde ise dört mermer sütun üzerine oturtulmuş ahşap saçaklı revak vardır. Burada da altı adet sanduka vardır. Bunlar Beşiktaşta’ki Sinan Paşa Camii’nin banisi Kaptan-ı Derya Sinan Paşa yatmaktadır.1893 yılında vefat eden Sadrazam İbrahim Ethem Paşa, bir diğerinden Güzel Sanatlar Akademisi’nin ve Türk Müzeciliğini kurucusu Osman Hamdi Bey’in kardeşi İsmail Galip ve diğer iki mezarda da Hürrem Sultan ve Rüstem Paşa’nın akrabaları yatmaktadır.

 

Rüstem Paşa’nın kardeşi Kaptan-ı Derya Sinan Paşa’nın mezarı hakkında Hadikatü’l Cevami’de Sinan Paşa türbesinde:

 

“Daldı rahmet denizine kapudan 1554” yazılıdır. Kitabeyi yazan rahmetli kaptan hakkında ne kadar güzel bir benzetme yaparak ölüm tarihini geçmiştir.

 

Bundan başka Cağalzade ailesinin de çok sayıda mezarı bulunmaktadır hazirede.

 

Mihrimah Sultan Camii

Mihrimah Sultan Külliyesi Kaybolan Yapıları

 

Han günümüz itibariyle ortadan kaybolmuştur. Tahmini olarak bugünkü sağlık merkezinin önünde bulunmaktaydı. 18. yy sonunda Melling’in yaptığı bir gravürde kıyı ile cami arasında bir han bulunduğu Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi’nde yazmaktadır.

 

Külliyenin tabhanesinin yani misafirhanesinin ve imaretinin izleri bugüne kadar saptanamamıştır. Tabhane 1772 yılında çıkan bir yangın ile yok olmuştur.

 

Caminin batı tarafında duvraı ile son cemaat yerinin birleştiği noktada ise demir parmaklıklarla çevrilmiş küçük bir mezar bulunmaktadır. Bu mezarda Rüstem Paşa’nın bir başka eşinden olma oğlu Osman Bey yatmaktadır. Ölüm yılı 1576’dır.

 

Mihrimah Sultan Camii

Mihrimah Sultan


 
Bir Özel Hikaye:
 

Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a olan sevgisi günümüzde anlatılan bir hikaye ile desteklenmektedir. Herkesçe bilinen hikayeye göre Mimar Sinan, Mihribah Sultan’ı çok sevmektedir. Rüstem Paşa ile evlenen Mihrimah Sultan’a olan sevgisini Mihrimah Sultan için yaptığı iki camide kodlamıştır. (4) nolu kaynakta, Nisan ve Mayıs aylarında Beyazıt Yangın Kulesi veya o bölgedeki yüksek bir yerden bakıldığında Mihrimah Sultan Camisinin iki minaresi arasından sabah güneşin doğuşunun izlenebileceği, aynı kuleden Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Külliyesi’ne bakıldığında ise sabah ayın batışı akşam da güneşin batışının izlendiği yazılmaktadır. Bu arada hemen belirteyim ki Mihrimah – Mihr-ü Mah- Farça’da Güney ve Ay demektir. Esas itibariyle halk arasında anlatılan hikayeye göre Mihrimah Sultan’ın doğum günü olan 21Mart.1522’de yukarıdaki gözlem yapılmaktadır. Doğrusunu bu hikayenin bir internet efsanesi olup olmadığı bilinmemektedir, ta ki güvenilir bir kaynak çıkıp da “evet bu durumu izledim ve gördüm” desin.

 
Saygı ve sevgiyle
 
Z. Tamer Aygün
10.Haziran.2014

Kaynakça:
 
1.) Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 5, Tarih Vakfı
2.) Hadikatü’l-Cevami, Ayvansarayi Hüseyin Efendi / Ali Satı Efendi, Süleyman Besim Efendi
3.) İstanbul’u Geziyorum, Gözlerim Açık, Haldun HÜREL
4.) İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, Haldun HÜREL
5.) İstanbul’un 100 Mektebi ve Medresesi, Mustafa GÖLEÇ, Fatih GÜRDAL
6.) İstanbul’un 100 Camisi, Berica Nevin BERBEROĞLU
7.) İstanbul’un 100 Çeşmesi ve Sebili, Gül SARIDİKEN
8.) İstanbul’un 100 Mimar Sinan Eseri, Başak Oğuz URAL
9.) İstanbul’un 100 Kubbesi, Kaya ÜÇER,
10.) İstanbul’un 100 Vakfı, Sinan CECO, Şeyma ASLIVAR
11.) İstanbul’un 100 Mezar Taşı, Ali Rıza ÖZCAN
12.) Gezgin Dergisi Ocak 2008 Sayı 12, Baki GÜNAY
13.) Boğazın İncileri Yalı Camileri, Berica Nevin BERBEROĞLU
14.) Bir Dünya İmparatorluk Merkezi, İstanbul, Ceyhan DOĞAN

Yorumlar

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

  • Ali Veli (2 Kasım 2016 saat: 21:07)

    Birak hikayeyi osmanlida okuma yazma cok cok dusukmus diyor.Kaynak yok salla iskembeden.En basit ornek ile 2.mahmut(1800 basi) zamaninda bile ilk okul seviyesindeki zorunlu mekteblerde hatim etmeyen mezun olamazdi.(arap harflerini ogrenmeden.) Kalkmis utanmadan okuma yazma azdi diyosun.Simdi okuma yazma varda ne oluyor?İnsanlar hala cahil.

Yorum Yap