osmanlı kitabı başlık
III. Ahmed Meydan Çeşmesi ve Sebili
III. Ahmed Meydan Çeşmesi ve Sebili
Bu yazı 3.442 views kez okundu.
19 Ağustos 2014 18:02 tarihinde eklendi

III. Ahmed Meydan Çeşmesi ve Sebili

 

III. Ahmed Sebili ve meydan Çeşmesi, Ayasofya’nın yan tarafında Topkapı Sarayı’nın Bab-ı Hümayun kapısının önünde yer almaktadır. Çeşme, üzerindeki süslemeleri ve hat yazıları ile adeta bir sanat merkezi görünümündedir.

 

III. Ahmed Sebili ve Meydan Çeşmesi

III. Ahmed Sebili ve Meydan Çeşmesi

 

Bu çeşme yapılmadan önce bu çeşmenin bulunduğu yerde Doğu Roma İmparatorluğu’ndan kalma Perayton adlı bir çeşme vardı. Daha sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın önerisi ile Sultan III. Ahmed tarafından çeşmenin yapımına karar verilmiştir. Bu bilgi, çeşmenin Marmara’ya bakan cephesinde mevcuttur.

 

III. Ahmed tarafından 1729 yılında yaptırılan bu çeşme hem süslemeleri bakımından, hem mimarisi bakımından hem de hikayesi bakımında oldukça önemli bir yer tutar. Marmara Adası idarecisine Nisan 1729’da gönderilen bir mektup ile adadan beyaz ve damarsız mermer istendiği bilinmektedir. Buradan hareketle çeşmenin bitiş tarihinin 1729 sonlarına denk geldiğini düşünebiliriz.

 

Kimi kaynaklara göre mimarı Kayserili Mehmed Ağa’dır. Öte yandan, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi’ne göre ise bu mimarının kimliği net değildir. Zira Kayserili Mehmed Ağa çeşmenin alem ve şebekelerini yapmakla görevlendirilmiştir. Bu nedenle, “ünlü bir mimarın çeşmenin yapımında böyle bir görev alması onun çeşmenin mimarı olmasını gerektirmez” der adı geçen kaynak.

III. Ahmed Sebili ve Meydan Çeşmesinin Hikayesi

 

Sultan III. Ahmed’in imzası, son tarih beytinin altında bulunmaktadır. Ayasofya’ya bakan cephedeki tek satırlık kitabedir. III. Ahmed bu tarih mısrasını

 

Sultan III. Ahmed'in Beyiti

Sultan III. Ahmed’in Beyiti

“Han Ahmed’e eylu dua, aç besmeleyle iç suyu”

şeklinde yazmış, fakat bu mısranın bitişi kafiyeye uymadığı için Seyyid Vehbi tarafından değiştirilerek

“Aç Besmeleyle iç suyu Han Ahmed’e eyle dua”

şekline getirerek kafiye uyumunu sağlamıştır.

Kitabe celi sülüs üslubuyla yazılmıştır. İki beyitlik kitabenin tamamı şu şekildedir:

“Tarihi Sultan Ahmed’in cari zeban-ı lüleden
Aç Besmeleyle iç suyu Han Ahmed’e eyle dua 1141”

Mermere hakkedilen 1728 tarihli bu kitabe celi sülüs ile yazılmıştır. Harfler altın varakdır. Hattat’ın bu kitabede imzası bulunmamaktadır. Hattat’ın III. Ahmed’e hürmeten imzasını koymadığı düşünülmektedir.

 

Çeşme Hakkında

 

Çeşme dört taraflı çeşmedir. Yani her bir tarafında da çeşmeler bulunmaktadır. Köşelerinde ise yarım daire olarak dizayn edilmiş birer sebili bulunmaktadır. Yapının iç kısmında ise sekizgen bir su haznesi vardır. Çeşmeler, iki renkli sivri kemerli nişe sahiptirler.

 

III. Ahmed Sebili ve Meydan Çeşmesi

Su Sebili

 

Sultan III. Ahmed’in kitabesi Ayasofya’ya bakan tarafta bulunmaktadır. Kitabenin altında sivri kemerli bir çeşme ve çeşmenin de her iki tarafında mukarnaslı birer niş bulunur. Diğer cephelerde ise çeşme ve yanlarında nişler ile beşer satır ve beşer beyitli kaside bulunmaktadır. Sebillerdeki kitabeler ise ikişer satır ve üçer beyittir.

 

On dört kıtalık kasidesi sebillerin ve her kenarda bulunan çeşmeleri üst kısmına yazılmıştır. Ta’lik hatla yazılan kaside şair Seyyid Hüseyin Vehbi bin Ahmed’e aittir. Kaside, çeşmenin Soğuk Çeşme Sokağına bakan köşesinde başlayıp Ayasofya’nın karşısındaki cephede son bulmaktadır.

 

Her cephede yer alan kitabeler şu şekildedir.

 

“Şahenşeh-i ali-nesep Sultan-ı memduhu’l-haseb
Ferman-dih-i Rum u Areb Han Ahmed-i kivegüşa
Adl ü keramet memba-ı şem-i simurg u hüma
Zat-ı mülüke ab-ı rü şemşiri bag-ı fetha-cu
Gülzar-ı mülke verdi su mizab-ı kilki daima”

Bab-ı Hümayun’a bakan yüzde,

“Adl-i Ömer cud-ı Ali hulk-ı Muhammed Mustafa
Destinde devlet hatemi kılmış musahhar alemi
Hak resm-i ism-i a’zamı nakş-ı cebin etmiş ana
Hayret verir sad Kayser’e galib hezar İskender’e
Hükm-i revan her kişvere ferman-ber-i şah ü ümem
Rum u Areb mülk-i Acem mahkumudur ser-ta-be-pa
Oldur İmamü’l-müslimin zıll-ı Hüdavend-i Mu’in
Ba-nass-ı Ku’an-ı Mübin emrine vacib iktida
Şehler ana kişver verir ol şehlere efser verir
Seyfine düşmen ser verir oldukça tuği ser-nüma
Ol memba’-cuy-i meram ol maksem-i rızk-i enam
Olsun ila yevmi’l-kıyam şahan-ı dehre mülteca
İskender edüp cüstücü zülmetde gezmiş su-be-su
Bab-ı Hümayun’unda bu etdi revan ab-ı beka”

Marmara’ya bakan cephedeki kitabe,

“Bu tarh-ı pak-i hurremi sevk etdi sadr-ı a’zamı
Damad-ı bass-ı ekremi hem-nam-ı ceddü’l-enbiya
Oldu o düştür-i celil bu hayr-ı cariye delil
Halka edüp zemzem sebil celb etdi ol şaha dua
Ol şehriyar-ı zer-nisar bezl etdi mal-i bi-şumar
Yapdı sebil ü çeşme-sar mecur ola ruz-i ceza
Bu mevkı’i abad edüb bir tarh-ı nev icad edüp
Ruh-ı Hüseyn’i şad edüb etdi sebil ab-ı safa
Bu ayne ey safi derun destini Kevser gibi sun
Her katre-i safvet-nümun olmakda bir ayn-ı şifa
Ab-ı zülale ma-sadak tak-ı felekle yeknesak
Gök kubbenin altında bak var mı bu resme bir bina
Oldukça ber-ca mihr-ü mah zib-i serir olsun o şah
Sadr-ı güzinin ya ilah etme rikabından cüda
Ey Hüsrev-i ali-tebar asarına yokdur şumar
Amma bu dil-cu çeşme-sar oldu aceb hayret-feza”

Sultan Ahmet cephesindeki kitabe

“Bak sim ü zerden tasına ab-ı hayat-efzasına
Benzer gümüş sakasına bekler kapun subh u mesa
Yapdın Saray Meydanı’na kıldın sala atşanına
Cennette Kevser yanına güya ki kasr etdin bina
Altun suyun edüb sebil yapdın uyun u selsebil
Birine bin ecr-i cezil versün Cenab-ı Kibriya
Medhinde hamem oldu lal izhar-ı acz etdi makal
Evsafın eylerken hayal hatifden erdi bu nida
Vehbi hamuş ol beste-leb haddin değil eyle edep
Senden mukaddem oldu heb şairlere birden sala
Vasfında edüp güft ü gu çok kimse dökdü ab-ı ru
Etdirdi ahir ser-füru ol Hüsrev-i şevket-nüma
Tarih içün danişveran hayretde iken nagehan
Buldu şehinşeh-i cihan bir mısra’-ı alem beha
Her lafzı bahr-ı mevc-zen ma’nasıdır dürr-i Aden
Görmek dilersen anı sen ey teşne-i hüsn-i eda.”

Çeşmenin ana yüzü Topkapı Sarayına giden yol üzerindeki yüzdür, yani Ayasofya’ya bakan taraf. Bu yüzde Sultan III. Ahmed’in beytinin bulunması ve sebillerde bitkisel bezemenin sadece bu yüzde olması bu yüzün önemini artırmaktadır. Çeşme nişin ortasında bulunan madalyonda “maşallah” yazmaktadır. Musluk tablasının iki yanında kabartma gövdeli, uzun boyunlu vazolar içinde çiçek demetleri konmuştur.

 

Ana Cephe - Ayasofya'ya Bakar

Ana Cephe – Ayasofya’ya Bakar

 

Sebilin pencereleri tunç döküm şebekelerle örtülüdür. Şebekeler, yapının köşelerindeki dış bükey normuna uygun olarak yapılandırılmıştır. Ayrıca şebekelerde lalelerle bölümlenmiş su verme aralıkları vardır. Su verme aralıklarını biçimlendiren çubuklar birer lale görünümünde yapılmış olup, lalelerin iki yana açılmış olan taç yaprakları birer sivri kemer oluşturmaktadır.

 

III. Ahmed Sebili ve Meydan Çeşmesi

 

Cephelerden birinde çeşmenin yanlarında bulunması gereken nişler yerine birer ahşap kapı bulunmaktadır.

 

III. Ahmed Sebili ve Meydan Çeşmesi

Marmara’ya Bakan Cephedeki Kapılar

 

Yapının üzeri kurşun kaplı ve ortasında büyük bir kubbe yer alan klasik çatı görümüyle örtülüdür. Sebillerin üst kısımlarında ise kasnaklı ve kurşun kaplı birer küçük kubbe bulunur.

 

III. Ahmed Sebili ve Meydan Çeşmesi

Ön Cephe ve Çatı

 

Çeşmenin oldukça geniş diyebileceğimiz bir saçak yapısı vardır. Bu geniş saçakla gerektiğinde insanlar yağmurdan ve güneşli günlerde de çeşme başı sohbetlerde de güneşten korunmaktaydılar. Çeşmenin köşelerinde saçak bir daire çizerek dönüş yapmaktadır. Köşelerdeki bu dairesel dönüşlü saçakların alt taraflarında üzüm salkımları olarak işlenmiş süslemeler mükemmel bir görünümdedir. Bu saçağın altında çeşmenin dört bir yanını dönen çini bordür süslemesi vardır. Çini süslemelerin Tekfur Sarayı’nda geldiği söylenmektedir.

 

III. Ahmed Sebili ve Meydan Çeşmesi

Saçakaltı Çini Süslemeler

 

III. Ahmed Sebili ve Meydan Çeşmesi

Köşelerdeki Saçak Altı Süslemeler

 

Lale Devrinin en güzel eserlerindendir. Klasik Osmanlı sanatından batı etkilerine sahip barok sanatına geçişi sergileyen nadide bir çeşmedir.

 

Saygı ve sevgiyle

 

Z.Tamer Aygün
19.Ağustos.2014

Kaynakça:
1.) Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 7,
2.) İstanbul’un 100 Çeşmesi ve Sebili,
3.) İstanbul’un 100 Kitabesi,
4.) Ömür Biter İstanbul Bitmez, Eray Canberk, Rüknü Özkök

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap