osmanlı kitabı başlık
II. MURAD
II. MURAD
Bu yazı 849 views kez okundu.
28 Temmuz 2014 14:42 tarihinde eklendi

II. MURAD

II. Murad altıncı Osmanlı Padişahıdır. Babası I. Mehmed’dir. Diğer adıyla Çelebi Mehmed. Annesi Emine Hatun’dur. 1404 yılında Amasya’da doğmuş, 1451 yılında ise Edirne’de 47 yaşında vefat etmiştir. Saltanat dönemi ise 1421-1451 yılları arasında 28 yıldır. II. Murad şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde iki kere tahta çıkmıştır. Birincisi 1421-1444 yılları arasında 23 yıl sürmüştür. İkincisi ise 1146-1451 yılları arasında gerçekleşmiş olup 5 yıl sürmüştür.

II. MURAD

Sultan II. Murad Han

Öncelik yine annede:

EMİNE HATUN

Fetret Dönemi’ni yaşamakta olan Osmanlılar yeniden güçlenme çabasıyla Dulkadiroğulları Beyliği yakın ilişkiler kurma çabası içindedir. Bu nedenle Çelebi Mehmed, Dulkadiroğulları Beyliği’den Suli Bey’in kızıyla evlenmek ister ve bunu karşı tarafa bildirir. Suli Bey bunu çok olumlu karşılar ve kızı Emine Hatun’u Çelebi Mehmed’e gelin verir.
Bir başka kaynak ise Emine Hatun’un Suli Bey’in kızı değil, Nasıreddin Mehmed Bey’in kızı olduğunu yazar. Yine bu kitap “Emine Hatun’un ölüm yılı 1419 ve mezar yeri tam olarak bilinmemekle birlikte Bursa’da olduğunu” yazar. (9)
Emine Hatun 15 yaşında güzel, eğitimli ve terbiyeli bir kızdır. Bilmediği görmediği bir kişi ile evlenmekte ve o genç yaşta omuzlarına büyük yükler yüklenmektedir. Zira baba evinde Bey kızı iken şimdi gelin gittiği evde Osmanlı Sultanının eşi olmaktadır.
1403 yılında Osmanlı’ya gelin gelen Emine Hatun 1405 yılında Osmanlı tahtının varisi olan Şehzade Murad’ı dünyaya getirir. Bir yandan Fetret Devrinin sıkıntılarını yaşarken bir yandan da Şehzade Murad’ın eğitimi ile ilgilenmiştir.
26.Mayıs.1421’de eşi Çelebi Mehmed’in ani ölümü ile sarsılır. Bir yandan bir ölüm haberi onu çok üzmüş, bir yandan oğlu II. Murad’ın tahta geçmesi ona buruk bir sevinç yaşatmıştır. Oğlunun tahta geçmesi ile birlikte artık Emine Hatun bir Valide Sultan’dır.
Çelebi Mehmed’in vefatından 28 sene sonra 1449 yılında geçirdiği bir rahatsızlık sonucu bu dünyadan göçmüştür. Bursa’daki Muradiye Camii’nde bulunan Hatuniye Türbesi’nde yatmaktadır.
Yine II. Murad’a dönelim:

II. Murad Tuğrası

II. Murad Tuğrası

Sultan II. Murad sakin ve huzurlu bir insandı. Fakat gerektiğinde de cesur, hırslı, tuttuğunu koparan bir yapıya sahipti. 28 yıllık saltanatı sırasında ülkesini gerektiği gibi yöneten ve ordularının başında savaşa giden cesur bir sultandı. Çocukluğu Amasya’da geçmiş ve babası Çelebi Mehmed attan düşüp sakatlandığında ise babasının talimatı gereği duyurulmadan 29 yaşında Osmanlı tahtına çıkmıştır.
Birçok evlilik yapmıştır. Bu evliliklerden Hüma Hatun ile yaptığı evlilikten II. Mehmet yani Fatih Sultan Mehmed Han dünyaya gelmiştir. Bununla birlikte II. Murad’ın Ahmed, Alaaddin, Orhan, Hasan ve Ahmed adında oğulları olmuştur. Kız çocukları ise Hatice ve Fatma Hatun’dur.
II. Murad’ın 30 yıllık saltanatı tıpkı babası ve dedeleri gibi savaşlarla doludur. Saltanatının ilk yıllarında amcası Mustafa Çelebi’nin (Yıldırım Bayezid’n oğlu) Bizans’tan başlattığı kargaşaları bastırmakla geçmiştir. Bir önceki Sultan olan Çelebi Mehmed’i anlatırken kardeşi Mustafa Çelebi’nin Timur’a esir düştüğünü ve daha sonra salındığında da Osmanlı tahtında hak iddia ettiğini, Çelebi Mehmed’in üzerine yürümesiyle Mustafa Çelebi’nin Bizans’a sığındığını ve Çelebi Mehmed’in de Bizans’a ödediği paralarla onu hapse attırdığını yazmıştım.
Osmanlı Kaynaklarına göre Mustafa Çelebi’nin diğer adı da Düzmece Mustafa idi. Bizanslılar Çelebi Mehmed’in vefat etmesi üzerine, taht değişikliğinden de yararlanıp Osmanlı’da karışıklık çıkarmak için Mustafa Çelebi’yi serbest bıraktılar. Bu sırada kimi Anadolu Beylikleri de Mustafa Çelebi’yi destekledi. Mustafa Çelebi, karşısına çıkan ilk Osmanlı Ordusu’nu bertaraf ederek hükümranlığını ilan etti. Bu defa başında II. Murad’ın bulunduğu ordunun karşısında bir varlık gösteremeyip yenildi ve idam edildi.
II. Murad, Mustafa Çelebi’yi öldürttükten sonra Bizans’tan yani Doğu Roma İmparatorluğu’ndan öcünü almak için 1421 yılında “Azeb” adında yeni bir ordu kurdurup 1422 yılında İstanbul’u kuşattı. Fakat bu sefer yine Bizans’ın kışkırtmaları sonucunda Sultan II. Murad’ın 13 yaşındaki kardeşi Şehzade Mustafa isyan etti. Bursa’nın kuşatıldığı haberi üzerine İstanbul kuşatmasını kaldırıp Anadolu’ya geçti ve isyanı bastırdı. Şehzade Mustafa ise boğduruldu.
Bu isyanlardan sonra Sultan II. Murad, dedesi Yıldırım Bayezid gibi tekrar Anadolu’da birliği sağlayıp Rumeli’ye yöneldi. Girdiği Macaristan topraklarında birkaç yenilgi alınca Macarlarla anlaşma yapıp Sırbistan ve Eflak topraklarını Macarlara bıraktı. 20.000 şehit veren Osmanlı Ordusu ilk defa böyle bir yenilgi aldığı için bir bocalama yaşadı.
Haçlı ordusu “Tabur Cengi” denilen bir usul ile arabalara bağlı top bataryaları kullanıyor, Osmanlı Ordusu üzerlerine geldiğinde arabaları çember haline getirerek içine saklanıyor ve toplarla dört bir yana ateş ederek Osmanlı Ordusu’nu yenilgiye uğratıyorlardı.
Yaşanılan bu yenilgilerden sonra toparlanmak için Sultan II. Murad barış için Segedin Barış Antlaşması’nı imzaladı ve barış kalıcı olması için anlaşmaya taraf olan Haçlı Krallarının yemin vermesi şart koşuldu. Ayrıca bu anlaşma ile ilk defa sınır kavramı ortaya çıkmış ve antlaşma gereği Tuna Nehri sınır olmuştu.
Dönüşte bu ağır yenilgi nedeniyle onurlu bir hareket göstererek tahttan çekilip yerine 13 yaşında olan sonradan İstanbul’u fethedecek olan II. Mehmed’i yani Fatih Sultan Mehmed’i tahta geçirdi ve kendisi Manisa’ya yerleşti.
Macaristan’da alınan galibiyetle ağzı sulanan Papa, Osmanlı’yı Avrupa topraklarından atmak için bir haçlı ordusu düzenledi ve Varna’yı kuşatmasıyla kralların ettiği yeminler boşa çıkmış oldu. O sırada henüz bir çocuk olan II.Mehmed’in bu ağır yükü kaldıramayacağını bilen vezirler –bazı kaynaklara göre de II. Mehmed’in kendisi- II. Murad’ın ordunun başına geçmesini istediler. İşte bu sırada Fatih Sultan Mehmed’in babasına karşı söylediği o meşhur söz söylenmiştir. II. Mehmed, babası Sultan II. Murada hitaben şöyle bir mektup yazmıştır.
“Eğer padişah iseniz, memleketin kötü zamanında başta bulunmamanız görevlerinize aykırı bir harekettir. Silah başına geliniz. Eğer padişah ben isem, size itaat etmenizi hatırlatıyorum ve emrediyorum. Silah başına geçiniz.”
Ordunun başına geçen Sultan II. Murad, Kasım 1444’de Varna’da haçlı ordusunu bozguna uğratarak Varna’yı kuşatmadan kurtardı ve kendisini uzun yıllar keder içinde bırakacak o yenilgilerden kurtulmuş oldu. Ve böylece 1444 yılına imzalan Segedin Barış Antlaşması da hükümleri kaybetmiş oldu.
Sultan Murad ikinci kez tahta geçmeden önce ilk yeniçeri isyanını gördü Osmanlı. Yeniçeriler başlarında Sultan II. Muradı görmek istiyorlardı. Bu nedenle, Manisa’da oturmakta olan Sultan II. Murad’ı tahta geçirip, II. Mehmed’i Manisa’ya göndermek istiyorlardı. Beyler, bu bilgiyi gizlice Sultan Murad’a ilettiler. O da gelip tahta geçti. II. Mehmed ise buna bir itirazda bulunmadı.
İki yıl sonra tekrar tahta geçerek Varna’da yendiği Hunyadi Yanoş’u bu sefer bir de Ekim 1448’de Kosova’da yendi. Bu galibiyetten sonra Balkanlardaki Osmanlı kimliği tescillenmiş oldu. Haçlılar bir daha Osmanlı’ya saldıramadılar.
Edirne’ye dönem Sultan II. Murad burada kendisinden sonra tahta geçecek oğlu II. Mehmed’i evlendirdi.
Sultan II. Murad Han’ın diğer özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz.
Sultan II. Murad ataları gibi dinine bağlı bir insandı. Eğitime de önem verirdi. Ülkenin bir çok yerinde camiler, medreseler yaptırdı. Bursa Muradiye Camii ve Edirne Muradiye Camii bunların en önemlilerindendir. Döneminde yapılan, önemli ve bugüne kadar gelebilmiş camiler ise şunlardır.
* Edirne’de Gazi Mihal Camii, Karacay Bey Camii, Beylerbeyi Camii, Şah Melek Paşa Camii,

* Üsküp’de Alaca İshak Bey Camii ve Sultan Murad Camii,

* Amasya’da Yörgüç Paşa Camii.

* Edirne’de inşa ettirilen Üç Şerefeli Camii’nin bir medresesi ve bir de imareti mevcuttur.

* Ergene Nehri üzerinde 170 adet ayağı olan Uzun Köprü de Sutan II. Murad tarafından yaptırılmıştır.
Kendisinin musikiye/çalgıya olan yakın ilgisi nedeniyle onun devrinde şiir ve musikide ciddi ilerlemeler olmuştur. Yaklaşık 28 yıllık ve iki bölümden oluşan saltanatı sırasında Osmanlı Sarayı’na pek çok yerden çalgıcılar, şairler gelmiştir. Şiir de onun için ciddi bir meşguliyetti. Hatta sultanlar arasında şiire merak salan ilk sultan da diyebiliriz. Şairleri maaşa bağlanması da onun devrinde başlamıştır.
Sultan II. Murad eğitime verdiği önemi adalete de verirdi. Haksızlığa ve hırsızlığa karşı son derece hassastı. Hatta bu hassasiyet öylesine ileri gitmişti ki, sefere giderken çiftçilerin arazisine zarar gelmemesi için, askerin tarım ürününde izinsiz bir şey almaması için ciddi tedbirler alır, izinsiz alana da ciddi cezalar verdirirdi. Ekinlerin yanında geçen atlılar, atlarının başlarını yukarı kaldırırlardı ki ekinler zarar görmesin.
Giyim kuşamı da baba ve dedelerinin giyiminden farklı değildi. Kendisini görmüş olan Fransız Seyyah Bertrandon de la Broquiere, Sultan II Murad’ın zerdeva postundan kürk, kırmızı kadifeden ceket ve kırmızı börk giydiğiniz yazmıştır. Börk, hayvan postundan yapılmış başlık demektir. Zerdeva ise ağaç sansarı demektir. Börk giyme adeti ancak Fatih Sultan Mehmed Han’dan sonra kalkmaktadır.
II. Murad kaplıcalardan yararlanmayı da çok severdi. Kaplıcalara gittiği zaman sazendelerle, hanendelerle, rakkaslarla kuzu kebapları yenir ve nar şerbetleri içilirmiş.
II. Murad’ın tarikatlara da ilgisi vardı. Onun devrinde Zeyyine Tarikatı ile Mevlevilik Osmanlıda yayılmaya başlamıştır. Hacı Bayram-ı Veli dervişlerine tanınan vergi muafiyeti Bayramiliğin de Anadolu’da yayılmasına sebep olmuştur.
Vefat ettiğinde 49 yaşındaydı. Vasiyetini ölümünden tam 5 yıl evvel yazmış ve zamanı geldiğinde de hasta yatağındayken vasiyetini Vezir-i Azam Halil Paşa’ya diğer vezirlerin karşısında okutmuştur. Olaylar şöyle gelişmiştir.

Bu tarihi notu Aşıkpaşazade kayıtlara almıştır. Aşıkpaşazade Sultan II. Murad döneminin önde gelen tarihçilerinden olup hem kendisi ile ve hem de Fatih Sultan Mehmed Han ile bir çok sefere katıldığından yazdıklarının birinci elden şahididir.
“Sultan II. Murad birgün Edirne Sarayiçi’ni gezmeye gitmişti. Dönüp sarayına gelirken Sarayiçi Köprüsünün başında velilerden bir derviş olan Hacı İsa Dede otururdu. Sultan Murad yakınına gelince derviş, “Hey Sultan Murad Han! Günahlarına tövbe et, çünkü vaden yakındır” dedi.
Sultan Murad dervişten bu haberi işitince yanında olan Saruca Paşa’ya dönerek, “Saruca,sen tanık ol. Ben günahlarıma tövbe ettim.” dedi. Bir yanında İshak Paşa giderdi. İshak Paşa’ya dönerek, “Sen de tanık ol, ben günahlarıma tövbe ettim.” dedi. İshak Paşa’ya “Şu derviş kimdir bilir misin?” diye sordu. Paşa, “Sultanım! Bu derviş Bursa’da Emir Seyit –Emir Sultan– müritlerindedir.” dedi.
Sultan Murad gezi dönüşü gelip sarayından içeri girer girmez hemen baş ağrısına tutuldu. “Başım ağrır” dedi. Vasiyetnamesini yazmıştı. Oğlu Sultan Mehmed’i vasi, Halil Paşa’yı da vekil yapmıştı. Murad üç gün yattı. Dördüncü gün, hicretin 855 yılı Muharrem ayının başında (3.Şubat.1451 tarihinde) asil kulağına,”Rabbine dön!” (Kur’an-ı Kerim Fecr Suresi, ayet 28) sesi erişti. Allah’ın rahmetine kavuştu.”
Aşıkpaşazade’nin anlatımıla Sultan II. Murad’ın vefatı bu şekilde olmuştur.
Sultan II. Murad Han’ın ölümüne ilişkin anlatılan bir diğer olay ise şudur.

Sultan Murad Han, Halil Paşa ve diğer tüm vezirleri yatağının çevresine toplar ve Halil Paşa’ya bakarak

–  Paşa oku, oku da tüm vezirler ve beyler hazeratı bilsinler, der.

Halil Paşa yıllar önce Sultanının yazıp da kendisine teslim ettiği vasiyetnamesini dikkatlice göğsünden çıkarır öper, anlına koyar ve yavaşça açıp okumaya başlar.

–  Ben öldükten sonra tahtın varisi Şehzade Mehmed’dir. Onun öncelikli vazifesi Konstantiniyye’yi hocaları, beyleri ve paşaları ile beraber fethetmektir. Ona tecrübeli Vezir-i Azamım Halil Paşa’yı vasi tayin eyledim. Cümle vezirim, beyler ve paşalar şahid ola. Mezarımın toprağına daim rahmet yağa. Bütün servetim parmağımdaki yüzük irtihalimde satıla ve parası bitinceye kadar başucumda Kur’an okutula.

Bir başka kaynakta ise vasiyetinde “satılacak ya da satılamadığı takdirde rehin bırakılacak olan yüzüğün parası ile defin masraflarının karşılanmasını, devletin defin masraflarını üstlenmemesini” istemiştir. “Üstüme büyük sultanlara yapıldığı gibi türbe yaptırmayınız. Kabrimin dört tarafına yalnız bir duvar çektiriniz. Üstünü örtmeyiniz ki, Allah’ın rahmeti olan yağmur üzerime yağsın” demiştir.

Türbesi Bursa’da kendi adına yapılan “Muradiye” adlı Osmanlı Hanedanı mezarlığındadır. Üstü vasiyeti gereği açık bırakılmıştır.

 

Saygı ve sevgiyle,
Z. Tamer Aygün
28.Temmuz.2014
Kaynakça:

1.) Osmanlı Sultanları Albümü – Mustafa ARMAĞAN
2.) 100 Osmanlı Büyüğü – Dr. Yaşar ATEŞOĞLU
3.) Herkes İçin Osmanlı Padişahları – Prof. Dr. Oğuz AYTEPE
4.) Dünyaya Hükmeden Osmanlı Padişahları – Ahmet SEYREK
5.) İmparatorluğun Kurucuları Gazi Padişahlar – Necdet ÖZTÜRK
6.) Yaşanmış İlginç Hikayeler, Osmanlı Padişahları – Nermin TAYLAN
7.) Osmanlı’nın Mahrem Tarihi, Mustafa Armağan
8.) Padişah Anaları – Nermin TAYLAN
9.) Padişah Anneleri – İbrahim PAZAN

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap