osmanlı kitabı başlık
I. Mehmed
I. Mehmed
Bu yazı 675 views kez okundu.
26 Temmuz 2014 16:10 tarihinde eklendi

I. MEHMED

I. Mehmed beşinci Osmanlı Padişahıdır. Çelebi Mehmed, Sultan Çelebi, Çelebi Sultan, çocukluğunda yay yapması veya iyi bir güreşçi olması nedeniyle “Kirişçi” isimleriyle de tanınmıştır. 1386 yılında Edirne’de doğmuştur. Babası I Bayezid, annesi ise Germiyanoğulları’ndan Devletşah Valide Sultan’dır. 1413 – 1421 yılları arasında yaklaşık 8 yıl Osmanlı’yı yönetmiş ve doğduğu şehir olan Edirne’de 1421 yılında vefat etmiştir.

 

Çelebi Mehmed

Çelebi Mehmed

 

Öncelik yine annede:

 

DEVLET ŞAH VALİDE SULTAN

 

Devletşah Sultan I. Bayezıd’ın eşi, Çelebi Mehmed’in annesidir. Germiyanoğlu Süleymanşah Hz. Mevlana’nın kızı Mutahhare Hatun ile evlenmiş ve bu evlilikten Devletşah Hatun dünyaya gelmiştir. Yani Çelebi Mehmed’in eşi Hz. Mevlana’nın öz torunudur.

 

Devletşah Hatun genç kızlığa ulaştığında iyi bir eğitim almış, güzel ve alımlı bir kız olmuştu. Terbiye bilgisiyle göz doldurmaktaydı. Hem soylu bir aileden gelmesi ve hem de özellikleri nedeniyle kimselere layık görülmüyordu.

 

Süleymanşah, kendilerini yıkılan Selçuklu Devletinin devamı sayan Karamanoğullarına karşı korumak için güçlü Osmanlı Devletine yakın durmak ister ve bir elçi göndererek kızı Devletşah Hatun’u Şehzade Bayezıd’a gelin etmek istediğini bildirir. Süleymanşah kızına çeyiz olarak da Kütahya, Simav, Eğriöz ve Tavşanlıyı çeyiz olarak verir. I. Murad bu teklifi kabul eder ve oğlu I. Bayezıd’a Devletşah Hatun’u alır.

 

Bin kişilik bir gelin alayı ile Bursa’dan Kütahya’ya gelin almaya gidilir. Gelin alayında Yıldırım Bayezid’ın annesi Gülçiçek Hatun da bulunuyordu. Süleymanşah kızını Beyazıd’ın kardeşine teslim eder. Gelin alayı Bursa’ya vardığında I. Murad oğlu ve gelini için görkemli bir düğün yapar. 1378 yılında evlendiklerinde Yıldırım Bayezid 18, Devletşah Hatun ise 13 yaşındaydı. Bugünün standartlarına göre bir çocuk. Düğünden 8 yıl sonra 1386 yılında Devletşah Hatun 21 yaşındayken Çelebi Mehmed dünyaya gelir.

 

Eşi Yıldırım Beyazıd’ın Timur’a esir düşmesi ve ardından gelen Fetret Dönemi ile sıkıntılı günler geçirmiş olan Devletşah Hatun oğlu Çelebi Mehmed’in tahta geçmesi ile birlikte Devletşah Valide Sultan ünvanını almıştır. Devletşah Valide Sultan 1414 yılında vefat eder. Mezarı Bursa’da yeşil Külliyesi’nin altında, Ak Türbe de denilen Devlet Hatun Türbesi’ndedir. Mermer sandukasının üzerinde Besmele ve Ayete’l Kürsi, Al-i İmran Suresi’nin 18 ayeti yazılıdır. Bunlardan başka sanduka üzerinde Arapça olarak şu yazılıdır:

 

Bu mübarek türbe, örtülü, namuslu kadınların sultanı Devlet Hatun’undur. O hicri hilali 816 senesi vefat etmiş olup, Beyazıd Han oğlu büyük Mehmed Han’ın Allah mülkünü daim eylesin. Amin.”

‘I.Mehmed’e tekrar dönecek olursak:

 

Özetle diyebiliriz ki saltanat dönemi babası I. Bayezıd döneminden sonra başlayan taht kavgaları daha doğrusu savaşları ile geçmiştir.

 

Timur Ankara Savaşı’nı kazandıktan sonra bir süre Anadolu’da kalmıştır. Bu süre içinde daha önceden ele geçirilen Türk beylikleri Timur sayesinde tekrar dirilmiş ve böylece Anadolu 50 yıl önceki haline kısmen de olsa dönmüştür. Bu sırada Yıldırım Bayezıd’ın oğulları olan Şehzade Süleyman, Şehzade İsa, Şehzade Musa ve Şehzade Mehmed arasında taht kavgaları başlar. Bu döneme Osmanlı tarihinde “Fetret Dönemi” denir ve 1403-1413 yıllarını kapsar. Bu kardeş kavgasında I. Mehmed galip çıkarak Osmanlı mirasını kendi tebası altında toplamayı başarır. Bu nedenle Çelebi Mehmed Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu (Bani-i Sani) olarak saygıyla yad edilir.

Çelebi Mehmed’in Tuğrası:

Çelebi Mehmed Tuğrası

Çelebi Mehmed Tuğrası

 

Fetret Döneminde Osmanlı Devleti ciddi bir badire atlatmış ve kardeşler arasındaki savaşlar nedeniyle dağılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Mehmed Çelebi Amasya’da, İsa Çelebi Bursa’da Süleyman Çelebi Edirne’de ve Musa Çelebi de Balıkesir’de padişahlıklarını ilan ettiler. Diğer üç kardeş yani Mustafa Ankara Savaşı sırasında kaybolmuş, cesedi bulunamamıştır. Ertuğrul ise babası Yıldırım Beyazıd’ın sağlığında vefat etmiştir. Kasım ise saraydan çıkamayacak kadar küçüktür. Sırasıyla önce İsa Çelebi, sonra Süleyman Çelebi ve ardından da Musa Çelebi bu savaşlarda yenildiler ve Mehmed Çelebi tahta geçti. Koskoca Osmanlı tarihi boyunca bir daha bu tür bir saltana değişikliği asla olmamıştır.

 

Çelebi Mehmed’i kimi kitaplar tasvir ederken “çelimsiz biri” olarak anlatırlar. Fakat o aslında iyi bir güreşçidir. Bu nedenle bir güreşçinin de zayıf yapılı olma ihtimali yoktur. Tarihçi Hammer ise onu Padişahların en sevimli olarak anlatmış ve sert bakışlara sahip olduğunu yazmıştır.

 

Sultan Çelebi Mehmed eğitimini Bursa’da tamamlar. İyi bir eğitim alır. Bu yüzden de kendisine Çelebi lakabı verildi. Çelebi, zarif, asil, okumuş, bilgili kişiler için kullanılan bir lakap, bir ünvandır. Çelebi ünvanını almasının bir başka sebebi de annesi Devlet Hatun’un Mevlana Hazretlerinin torunu olmasıdır. Mevlana Hazretlerinin bütün torunları gibi I. Mehmed de Çelebi ünvanı ile tanınmıştır. Eğitimini tamamlayan Şehzade Mehmed Amasya Sancak Beyliği’ne gönderildi. Burada da devlet işlerini, devlet idaresini öğrenmiştir.

 

‘I. Mehmed, biten kardeş kavgasından sonra Timur’un Osmanlı’dan aldığı yerleri geri almaya başlar ve son sekiz yılını bu uğurda harcar. Bu süreçte, Aydınoğulları, Candaroğulları, Menteşoğulları, Saruhanoğulları ve Karamanoğulları tekrar Osmanlı’ya bağlanır.

 

Mehmed Çelebi Anadolu ve Rumeli’de gereken düzeni sağladıktan sonra Anadolu’da iki isyan ile meşgul olur. Bunlar Şeyh Bedreddin İsyanı ve Düzmece Mustafa İsyanlarıdır. Şeyh Bedrettin aslında iyi eğitim almış dönemin büyük alimlerinden, iyi bir düşünür ve iyi bir hukuk adamıydı. Şehzade Musa Edirne’de hükümdarlığını ilan ettiğinde onu da kazaskerlik görevine getirir. Çelebi Mehmed ise tahta geçtiğinde onu İznik’e sürgüne gönderir. İşte bu yüzden, İslam Dinine aykırı fikirlere sahip bir tarikat oluşturarak çevresindeki kişilerle Manisa ve İzmir’de ayaklanma çıkarırlar. 1420 yılında yakalan isyancı asılarak idam edilir.

 

Düzmece Mustafa İsyanı ise Mustafa Çelebi tarafından çıkarılmıştır. Timur’un Semerkant’a götürdüğü Mustafa Çelebi, Timur ölünce Anadolu’ya geri dönerek Osmanlı tahtında hak iddia eder. Daha sonra Bizans’a sığınan Mustafa Çelebi’yi Mehmed Çelebi para karşılığında hapsettirerek sorunu çözer.

 

Bu iki isyan Osmanlı’nın tarihe geçen dini ve siyasi nitelikteki ilk isyanlarıydı.

 

Her ne kadar attan düşüp sakatlansa da Çelebi Mehmed’in iyi bir binici olduğu bilinmektedir. Biniciliği geliştirmek ve organize bir şekle sokmak için Amasya ve Merzifon’da topladığı usta binicilerden Cündi Bölüğü’nü kurmuştur. Bu iki taraf arasında spor müsabakaları 19. Yüzyıla kadar yapılırdı. Merzifonlular lahanayı ve Amasyalılar da bamyayı sembol almışlardı. Hatta bugün Çengelköy Polis Karakolu önünde lahana başlıklı çeşmenin bu rekabetin sembolü olduğu düşünülmektedir.

ÇENGELKÖY LAHANA BAŞLIKLI ÇEŞME

LAHANA BAŞLIKLI ÇEŞME

 

Çelebi Mehmed zamanının en önemli özelliklerinden birisi de Sürre Alayı’nın başlatılmasıdır. Sürre Alayı Mekke ve Mediye’ye her yıl gönderilen hediyeleri götüren alayın ismidir. Sürre, kese/çıkın demektir. Sürre-i Humayun ise padişah kesesi demektir. Bu adet 19. Yüzyıla kadar devam etmiş ve Birinci Dünya Savaşı ile ortadan kalkmıştır.

 

Bilindiği üzere hiçbir Osmanlı Padişahı hacca gitmemiştir. İleride göreceğimiz gibi bir ara III. Osman niyetlenmişse de gidememiştir. Tarihçi Bostanzade Yahya Efendi Çelebi Mehmed’in şehzadeliği sırasında hacca gitmeye niyetlendiğini yazmıştır. Ayrıca Yahya Efendi Çelebi Mehmed için “Hayırda bulunmaya hevesli olduğundan, her Cuma gecesi öz malından yemek pişirtip yoksullara kendi eliyle dağıtır, hesapsız ihsanları ile kimsesizleri ve kırık gönülleri sevindirmiştir” der.

 

Giyim kuşam tarzına gelince, ince kızıl atlas üstüne altın bezekli diba giyermiş. Diba, kalın ipek, saten veya ipek kadife üzerine altın gümüş işlemeli bir tür kumaştır. Tarihçi Hammer ise dülbent denilen bir sarık giydiğini, ve kaftan olarak da astar yerine samur kaplı kürk giyermiş. İçi kürkle kaplı olan kaftanın yakası da kürklü olurmuş. Kürk eskiden kaftanın dışına değil, içine kaplanırmış ki sıcak tutsun. Kürkün bir kısmı da yakandan dışarı çıkarılırmış ki buna da “kürk devirmek” denirdi.

 

Yaşamı süresinde 24 savaşa katılan ve kırka yakın yara aldığı söylenen Mehmed Çelebi, hayır işlerine de vakit ve bütçe ayırmış çeşitli imaretler, medreseler ve camiler yaptırmıştır. Bunlardan Bursa Yeşil Camii, Amasya Bayezid Paşa Camii, Edirne’de Eski Camii ve Yıldırım Camii ve Dimetoka’da Çelebi Sultan Mehmed Camii en önemlilerindendir. Medrese olarak akla gelen Merzifon Çelebi Sultan Mehmed Medresesi’dir. Sonradan Yeşil Türbe olarak adlandırılan türbeyi kendisi için yaptırdı. “Otuz hafız her gün Allah’ın (cc) kelamını hatmetsinler, hasıl olan sevabı, baba ve dedelerine vesair müslümanlara bağışlasınlar” diye emretti.

 

Babası Yıldırım Bayezıd gibi ava meraklı olan Mehmed Çelebi bir av sırasında attan düşerek felç geçirir ve 26.Mayıs.1421 tarihinde Edirne’de 48 yaşında vefat eder. Ölmeden önce oğullarında en büyüğü olan Murad Çelebi’yi tahta varis olarak gösterdi. Ölümü bir süre gizli tutuldu. Ölümünün gizli tutulmasının sebebi büyük oğlu Şehazade Murad gelip tahta geçmeden ölürse yine bir iç savaş çıkmasında endişe ediyordu. Bu nedenle,

 

– Tezcek büyük oğlum Murad’ı getirin. Görünen odur ki, ben bu döşekten kalkamam. Murad gelmeden ölürsem memleket birbirine girer. Sakın benim vefatımı Murad gelmeden kimseye duyurmayın ve bunun tedbirini alın” diye vezirlerine emir buyurmuşlardır.

 

Osmanlı Sultanları arasında ölüm haberi gizli tutulan ilk sultan oldu. Cenazesi Bursa’ya getirilerek sağlığında yaptırdığı Yeşil Külliyesi’nde bulunan Yeşil Türbe’ye defnedilir.

 

Saygı ve sevgiyle

 

Z. Tamer Aygün
26.Temmuz.2014

Kaynakça:

1.) Osmanlı Sultanları Albümü – Mustafa ARMAĞAN

2.) 100 Osmanlı Büyüğü – Dr. Yaşar ATEŞOĞLU

3.) Herkes İçin Osmanlı Padişahları – Prof. Dr. Oğuz AYTEPE

4.) Dünyaya Hükmeden Osmanlı Padişahları – Ahmet SEYREK

5.) İmparatorluğun Kurucuları Gazi Padişahlar – Necdet ÖZTÜRK

6.) Yaşanmış İlginç Hikayeler, Osmanlı Padişahları – Nermin TAYLAN

7.) Osmanlı’nın Mahrem Tarihi, Mustafa Armağan

8.) Padişah Anaları – Nermin TAYLAN

9.) Padişah Anneleri – İbrahim PAZAN

 

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap