osmanlı kitabı başlık
Hud 47
Hud 47
Bu yazı 490 views kez okundu.
31 Temmuz 2014 15:27 tarihinde eklendi

Hud 47

 

Yüce Kur’an-ı Kerim’in 11 Suresi olan Hud Suresi’nin 47. ayetinde Allah’a (cc) bir yakarış vardır. Bu yakarış, Hz. Nuh’un duasıdır.

 

Hz. Nuh, Allah’ın (cc) emri ile gemiyi yapmış ve hayvanlardan birer çift ile birlikte kendisine inananları ve hakkında Allah’ın aleyhte hüküm vermediği aile bireylerini gemiye almıştır. Gemi dağlar gibi dev dalgalar arasında yüzerken Hz. Nuh oğluna seslenir ve onu gemiye davet eder. Oğlu gemiye binmez ve boğulanlardan olur. Tufan bitip sular çekildikten sonra gemi Cudi’ye oturur. Hz. Nuh bu sırada yüce Allah’a seslenir ve “oğlunun da boğulduğunu, halbuki gemiye binerken onların kurtulacağını söylemiştin” der. Allah ise cevaben “dürüst bir insan olmaması sebebiyle onun aileden olmadığını belirtir ve “O halde, hakkında kesin bilgin olmayan şeyi benden isteme” der.

 

İşte yüce Allah’ın bu öğüdünden sonra Hz. Nuh, surenin 47. ayetindeki dua ile af diler.

 

Hud 47

 

Hud 47“Ya Rabbi, dedi, hakkında kesin bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni affetmez, bana merhamet etmezsen, her şeyi kaybedenlerden olurum.”

 

 

Hz. Nuh, kalbine doğan bu ilahi vahiy karşısında cahillerden olmaktan ve bilmediği şeyleri istemekten Allah’a sığınarak O’nun mağfiret ve rahmetini dilemiştir.

Şimdi ayetleri sırası ile okuyalım.

 

Hud 40

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

 

“Nihayet emrimiz gelip de tennur kaynadığı zaman Nuh’a dedik ki: “Her hayvan türünden erkekli dişili ikişer eş ile haklarında helak hükmü verilmiş olanları hariç olmak üzere, aileni bir de iman edenleri gemiye al.” Zaten beraberinde iman eden pek az insan vardı.”

 

Hud 41

 

Nuh dedi ki:”Binin gemiye. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Gerçekten Rabbim gafurdur, rahimdir” (affı, rahmet ve ihsanı pek boldur.)

 

Hud 42

 

Gemi onları dağlar gibi dalgalar arasından geçirirken, Nuh biraz ötede olan oğluna: ”Evladım, gel sen de bizimle gemiye bin de kafirlerle beraber kalma.” diye seslendi.

 

Hud 43

 

“O: Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım” dedi Nuh ise: “Bugün Allah’ın helak emrinden koruyacak hiçbir kuvvet yoktur. Ancak O’nun merhamet ettiği kurtulur” der demez birden aralarına dalga girdi ve oğlu boğulanlardan oldu.”

 

Hud 44

 

“Kafirler boğulduktan sonra yerle göğe: “Ey yer suyunu yut ve sen ey gök suyunu tut.” diye emir buyruldu. Su çekildi, iş bitirildi ve gemi Cudi üzerine yerleşti ve kahrolsun o zalimler” denildi.”

 

Hud 45

 

“Nuh Rabbine hitâp edip: “Ya Rabbî, dedi, elbette boğulan oğlum da ailemdendi, öz evladımdı. (Halbuki ben onları gemiye alırken Sen bana kurtulacaklarını, müjdelemiştin). Senin vaadin elbette haktır ve Sen hâkimlerin hâkimisin”

 

Hud 46

 

“Ey Nuh!” buyurdu Allah, “O senin ailenden değil. Çünkü o, dürüst iş yapan, temiz bir insan değildi. O halde, hakkında kesin bilgin olmayan bir şeyi benden isteme. Cahilce davranışta bulunmayasın diye sana öğüt veriyorum.”

 

Bu ayetten anlaşıldığına göre peygamber ailesinden birisi dahi olsa babalarının yolundan gitmiyorlarsa, yolu takva yolu değilse aileden sayılmamaktadırlar. Peygamber olan baba ile takva üzere olmayan o aile bireyi ile ruhsal bağ kopmaktadır.

 

Hud 47

 

“Ya Rabbi, dedi, hakkında kesin bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni affetmez, bana merhamet etmezsen, her şeyi kaybedenlerden olurum.”

 

Hz. Nuh, kalbine doğan bu ilahi vahiy karşısında cahillerden olmaktan ve bilmediği şeyleri istemekten Allah’a sığınarak O’nun mağfiret ve rahmetini dilemiştir.

 

Saygı ve sevgilerimle,

 

Z. Tamer Aygün
31.Temmuz.2014

 

Kaynak:
1.) Suat Yıldırım Meali
2.) Süleyman Ateş Tefsiri, cilt 4

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap