osmanlı kitabı başlık
Gazi Atik Ali Paşa Camii
Gazi Atik Ali Paşa Camii
Bu yazı 2.638 views kez okundu.
21 Nisan 2014 14:21 tarihinde eklendi

GAZİ ATİK ALİ PAŞA CAMİİ

Gazi Atik Ali Paşa Camii lokasyon olarak hemen Çemberlitaş’ın yanındadır. Önünden eskiden Divanyolu olarak anılan ve 1934 yılından sonra Yeniçeriler Caddesi olarak adı değişen cadde geçer. Çevresinde oldukça çok tarihi mekan bulunmaktadır. Arkasında Nuruosmaniye Camii, onun biraz ilerisinde Mahmut Paşa Camii, Beyazıt istikametine doğru Mimar Hayreddin Camii, Çorlulu Ali Paşa Medresesi ve Camii bulunmaktadır.

Gazi Atik Ali Paşa Camii

Gazi Atik Ali Paşa Camii

 

Ulaşım olarak, ister Aksaray istikametinden, ister Sultanahmet istikametinden tramvay ile gelin, Çemberlitaş durağında indiğinizde caminin tam önündesiniz demektir.

Cami kayıtlarda Atik Ali Paşa Camii, Çemberlitaş Camii, Sandıkçılar Camii, Sedefçiler Camii olarak da geçer. Kapısındaki pirinç levhada Gazi Atik Ali Paşa Camii yazdığı için yazımda aynı adla anılacaktır.

Gazi Atik Ali Paşa Camii

Atik Ali Paşa II. Beyazıd’ın sadrazamlarındandır. Bosnalıdır. İki defa sadrazam olmuştur. Şehit, Tavaşi, Hadım, Eski lakapları ile anılmıştır. Paşa’nın Karagümrük’te yol kenarında bulunan bir başka camisi daha vardır. 1511 yılında Şah Kulu veya Şeytan Kulu ayaklanması sırasında şehit düşmüştür.

Caminin yapılış tarihi bilinmediği gibi kitabesi de bulunmamaktadır. Fakat 1511 yılında vefat etmeden önce yapıldığı bir gerçektir. Caminin cümle kapısı üzerinde 1896 yılında Hattat Sami Efendi tarafından yazılı bir Ayet-i Kerime bulunmaktadır. Bu kitabenin bir köşesinde 1496 tarihi yazılıdır.

Gazi Atik Ali Paşa Camii

Gazi Atik Ali Paşa Camii

Yapıldığında mahiyet olarak külliyenin içinde cami, imaret, medrese, tekke, kervan saray ve varken şimdi sadece cami ve medrese kalmıştır. Kaynaklarda külliyenin inşa edilmiş halinde hazire ve türbe sayılmadığına göre bu ikisi daha sonra yapılmış olma ihtimali vardır. Zira ressam Melchior Lorichs’in Külliye çiziminde türbe gözükmemektedir. Kaldı ki caminin banisi yani yaptıranı Gazi Atik Ali Paşa şehit düştüğünden cenazesi kaybolmuştur. Bu durumda bugün var olan türbenin de Paşa’nın sağlığında yapılmamış olması kuvvetle muhtemeldir.

Caminin Yeniçeriler Caddesi tarafındaki kapısından girişte hemen sol tarafta bulunan küçük bölümün tekke olduğu düşünülmektedir. Kervansaray 1865 yılında bir yangın sırasında yanmış ve 1880 yılında da tamamen yok olmuştur. İmaret ise hazirenin devamında iken 20. yüzyılın başlarına harap olarak gelmiş ve 1910’lu yılların ortalarına doğru da tamamen ortadan kalkmıştır. Kervansaray’da Topkapı Sarayı’na yakın olması nedeni ile elçiler ağırlanırdı. Yeniçeriler Caddesinin genişletilmesi sırasında imaret ve hazirenin bir kısmı kaybolmuştur. 16 oda caddenin öbür tarafından bulunan medrese ise yol genişletme çalışmaları nedeni ile küçülmüştür. Medrese halen Birlik Vakfı tarafından kullanılmaktadır.Gazi Atik Ali Paşa Camii

Caminin kubbesi kare şeklinde dört filayağı üzerinde oturtulmuştur. Minber ve mihrabı mermerdendir. Camide çini bulunmamakta sadece minarenin külahının hemen altında mavi çini çevirme vardır. Mihrap klasik tarzda ve yedi sıra mukarnaslıdır. (Mukarnas, İslami sanatta mimari yapılarda görülen geometrik bir süsleme çeşididir.) Mihrabın iki yanında mumların isinin toplanması için birer duman külahı bulunmaktadır.

Mihrabı ve Minberi

Mihrabı ve Minberi

Duman Külahı

Duman Külahı

Son cemaat yeri beş kubbeli olup pencere aralarında mihrap bulunmaktadır. Cami ve minaresi küfeki taşı ve tuğla kullanılarak inşa edilmiştir. Caminin tek şerefeli bir minaresi vardır. Minaresinin girişi dışarıdandır. Minare kapısı üzerinde 1897 tarihli bir besmele bulunmaktadır.

Gazi Atik Ali Paşa Camii

Atik Ali Paşa sağlığında İstanbul’da camileri, medresesi, imaret ve hankahı, Edirne’de de bir camii ve hankahı bulunmaktaydı. Hankah, Büyük tekke, merkez dergâh, tarikatlarda pir makamı, misafirleri minnet altında bırakmamak şartı ile fakir, derviş ve öğrencilere yemek verilen ve misafir edilen yer demektir) Paşanın bu eserlerine kaynak olarak da Anadolu ve Rumeli’de (İstanbul da dahil olmak üzere) epeyce bir köy, arazi, bedesten, bostan, değirmen, fırını vakfetmiştir. 1509 tarihli vakfiyesinde yazıldığına göre 119 cilt kitap vakfettikleri arasındadır.

Vakıfların yıllık geliri yaklaşık 472.000 akçe, gideri ise 271.000 akçedir.

Gazi Atik Ali Paşa Camii

MEDRESE

Medrese caminin hemen karşısındadır. Zamanının ismiyle Divan Yolu genişletmeleri çalışmalarında ki bu 1880’li yıllarda yapıldı, medresenin ön tarafı kesilerek yola dahil edilmiş. Böylelikle yol genişlerken medrese küçülmüş. Medresenin 16 odası varken oda sayısı 12’ye inmiş. Oda sayısındaki bu azalmayı telafi etmek için hemen üste dört oda daha ilave edilerek oda sayısının 16’da kalması sağlanmıştır. Bir tane dersliği vardır.

Kitabesi bulunmayan medresenin 1509 tarihli külliye vakfiyesine göre medresede kalan talebelere aylık 30 akçe ödeme yapılırdı. Medresenin Külliye vakfiyesinden yıllık tahsisatı 27.640 akçe idi.

Daha önceleri medrese değişik derneklere tahsis edilmiş. Günümüzde ise Birlik Vakfı medresede faaliyet göstermekte olup medrese gayet bakımlı ve temizdir.

TEKKE

Tekke’nin Vakfiyedeki diğer adı da Hankah’tır. Tekke’nin külliye içinde yeri tam olarak bilinememekle birlikte, avlu giriş kapısının solunda kısımdaki iki katlı muvakkithane binası olduğu tahmin edilmektedir.

Külliyenin vakfiyesinde Tekke şeyhine günlük 15 akçe tayin edilmiştir ki bu da ayda 450 akçe eder. Medrese öğrencilerin aylık 30 akçe tahsisatları ile karşılaştırıldığı gelirin azlığı ya da çokluğu hakkında bir fikir sahibi olunabilir.

Gazi Atik Ali Paşa Camii

İMARET

İmaret günümüze ne yazık ki ulaşamamıştır. Yeri de tam olarak bilinmemekle birlikte bir resimden hareket edilerek kuvvetli bir şekilde tahmin edilmektedir. Melchior Lorichs’in 1576 yılında ahşap baskıda külliyenin Çemberlitaş ile arasındaki kalan alanda beş kubbeli ve üç bacalı bir yapı görünmektedir. Külliyenin imareti olduğu düşünülen bu yapı bakımsızlık nedeni ile yıkılmıştır.

Vakfiyeden anlaşıldığına göre İmaret, kiler, matbah, ahir ve tuvaletten oluşmaktaydı ve vakıf gelirlerinden yıllık 19.800 akçe pay alırdı.

1937-38 yıllarında külliyenin haziresi (mezarlığı) düzenlenirken 1896 tarihli imaret kitabesi bulunmuştur.

TÜRBE ve HAZİRE

Oldukça küçük olan mezarlık türbe ile birlikte hemen yol kenarındadır. Türbede kimin yattığı bilinmemektedir. Akla ilk gelen türbede Atik Ali Paşa’nın yatması gerektiği akla ilk geldiği halde şehit olduğu Şah Kulu ayaklanmasında cesedi kaybolduğu için türbede yatan o değildir. Türbede mezar olduğuna ilişkin hiçbir iz yokken yıllar önce yapılan tadilat sırasında türbe içinde üç büyük ve üç küçük sanduka olduğu görülmüştür.

ÇEŞME ve HAZNE

Caminin cümle kapısının sağıdaki iki pencere yanında barok üslubunda Hekimoğlu Ali Paşa’nın bir çeşmesi bulunmaktadır. Çeşmenin kitabesinin tarihi 1754’tür.

Ayrıca Nuruosmaniye Camii tarafında kitabesiz bir su haznesi bulunmaktadır.

Her tarihi yapı gibi bu külliye de zamanında deprem ve yangınlardan nasibini almıştır. 1648 yılındaki depremde kubbesi çökmüş ve minaresinin şerefeden üstü yıkılmış ve son cemaat yerinin kemerleri tamamen yıkılmıştır.

Allah yaptırandan da, yapandan da, emeği geçenden de razı olsun.

Sağlık ve esenlikle

Z.T.Aygün

Kaynakça:
1.)    Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 1
2.)    İstanbul’un İncileri Sur İçi Camileri, Sudi Yenigün

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap