osmanlı kitabı başlık
Firuz Ağa Camii
Firuz Ağa Camii
Bu yazı 3.108 views kez okundu.
25 Haziran 2014 22:15 tarihinde eklendi

Firuz Ağa Camii

Firuz Ağa Camii Sultanahmet’te, Divanyolu üzerinde, Sultanahmet tramvay durağının hemen yanındadır.

Cami, 2. Beyazıd’ın Hazinedarbaşısı Firuz Ağa tarafından yaptırılmıştır. Kitabesinde 1491 yılında yapıldığı belirtilirken inşaata ne zaman başlanıldığı hakkında bir bilgi bulunmamaktadır. Bursa tarzında yani Osmanlı mimarisinin 1300-1500 yılları arasındaki yaşanılan erken dönem mimarisi örneğinde inşa edilen cami, Sultanahmet Camii ve Ayasofya yanında oldukça küçük kalmaktadır.

Firuz Ağa Camii ile ilgili videoyu izlemek için burayı tıklayınız.

Firuz Ağa Camii

İçeri girildiğinde hemen fark edilen birkaç husus şu şekilde sıralanabilir.

* Öncelikle, cami içinde bir tek kare çini dahi yoktur. Oldukça sade bir yapıya sahiptir. Caminin içi beyaz boyalı ve bu beyaz boya üzerinde ve belli yerlerde kahverengi motiflerle süslenmiştir.

Firuz Ağa Camii

* Caminin mihrabı da oldukça sadedir. Mihrabında mermer ya da çini kullanılmamıştır. Düz alçı sıva bir mihrabı kahverengi boyalı motiflerle süslenmiştir.

Firuz Ağa Camii

* Cami süslemelerindeki desenlerin rengi alışılmadık bir şekilde seçilmiş ve kahverengi üzerinde çalışılmıştır. Halbuki diğer cami duvar, kubbelerinde tercih edilen renkler klasik çini renkleri olan mavi, yeşil, lacivert, kırmızı ve turkuaz kullanılmamıştır.

Bu süslemelerde kullanılan renk ve tarz kendisini kubbe içi bezemede de göstermiştir.

Firuz Ağa Camii

* Minberi ahşaptandır. Diğer camilerin minberleri mermer iken bu caminin minberinin ahşap olması hemen göze çarpmaktadır.

Firuz Ağa Camii

Kesme taştan yapılan caminin bir kubbesi bulunmakta ve o da sekiz köşeli bir kasnak üzerine oturtulmuştur. Son cemaat yeri ise üç kubbelidir. Caminin büyüklüğüne göre kalınca bir minaresi vardır. Minaresi alışılmışın tersine sol taraftadır.

 Firuz Ağa Camii

Firuz Ağa Camisinin bugüne ilişkin bir özelliği, ikindi ezanlarının Sultan Ahmet Camii ile karşılıklı olarak okunmasıdır. Ezana önce Sultan Ahmet Camii müezzini başlar, ardında Firuz Ağa müezzini de aynı seslenişi tekrar etmektedir. Aslında bu özellik birbirlerine çok yakın olan camilerde olması gereken bir özelliktir. Üsküdar’da Yeni Camii ve Yeni Valide Camii ezanları bu şekilde karşılıklı olarak okumaktadırlar. Bu gibi okumalarda hem bir ses karmaşası yaşanmamakta, hem ezan güzelliğini korumakta ve hem de ezan dikkat çekici bir şekilde davetkar olmaktadır.

Firuz Ağa Camii

Caminin cümle kapısının üzerindeki kitabesi Arapça ile sülüs üslubunda yazılmıştır. Caminin geçmiş yıllardan gelen en eski kaynağa göre bilgileri ise oldukça sınırlıdır. 1768 yılına kadar yapılı 821 cami hakkında bilgi veren ve sonrasında da 1865 yılında güncellenen bir eser olan Hadikatü’l Cevami’de Firuz Ağa Camii için şu bilgiler mevcuttur.

Firuz Ağa Camii

Firuz Ağa Camii Kitabesi

“Cümle kapısı üzerinde yazılı olan kitabede Şeyh Hamdullah tarafından yazılmıştır. Cami 1491 yılında yapılmış, Firuz Ağa ise 1512 yılında vefat etmiştir. Türbesi cami içindedir. Mektebinin ilk hocasının Şeyh Hamdullah’tır.”

Arapça yazılı olan kitabenin günümüz Türkçesinde karşılığı şu şekildedir:

“Sultan Bayezid’in Hazinedarbaşısı olan Firuz, kendi malından Allah rızası için, ibadet eden kimselere bir ev yaptırmıştır.

Ey alemlerin rabbi olan Allah. Sen ondan razı ol ki, o cennette ebedi kalacaklardan olsun.

Yüce kabul edici, yapının tarihini “Ulaşılacak cennet ve hamdedenlerin evi” sözüyle söyledi.”

Cami ve çevresinde günümüze ulaşmış okul bulunmamaktadır.

Cami Osmanlı’nın son zamanlarında yani 19. yüzyılda yapılan yol genişletme çalışmalarından nasibini almıştır. Ön bahçe duvarı daha ilerideyken geriye çekilerek bahçesi küçültülmüştür. Bu istimlak çalışmasından Firuz Ağa’nın türbesi de etkilenmiş ve yeri değişmiştir. Minarenin sol tarafındaki bahçe içinde mermer bir lahit bulunmaktadır. Lahit kapağının baş tarafında irice bir sarık bulunmaktadır. Lahitin kime ait olduğu bilinmemekle birlikte Firuz Ağa’ya ait olması muhtemeldir. Lahdin Şeyh Hamdullah’a da ait olma ihtimali yoktur, çünkü bu zatın mezarı Karacaahmet’dedir.

Firuz Ağa Camii

Cami 1648 yılında meydana gelen zelzele ile çok büyük ölçüde zarar görmüştür.

Türbenin yıkım talimatı Sadrazam Keçecizade Fuad Paşa tarafından verilmiştir. Aynı sebeple, caminin mezarlığı da yolun genişletilmesi nedeni ile kaldırılmıştır. Yinede bahçe kapısından içeri adım atar atmaz yeşilliklerle bezeli fakat oldukça küçük bir bahçe ile karşılaşırsınız. Caminin avlusu bulunmamaktadır.

Caminin ilk yapısının bozulmasına sebep olan ve hemen önünden geçen Divan Yolu hakkında da bir miktar bilgi verelim.

Divan Yolu hemen hemen İstanbul’un kuruluşundan beri mevcuttur. Yani İstanbul kadar eski bir yoldur. Bizans Döneminde “İmparatorluk Yolu” anlamında “Regia” denirdi. Halk ise bu yola “Anacadde – Anayol” anlamında “Mese” derdi. Yolun başlangıç noktası bugün de var olan “Million Taşı”nın bulunduğu nokta idi. Million Roma dilinde “sıfır” demekti. Yani bu taş bir sıfır noktası idi. Bu taş Doğu Roma İmparatorluğu’nun başlangıç noktası kabul edilir ve her mesafe ölçümü bu taştan yapılırdı. Bugün de Million Taşı’nın hemen yanı başında dört bir yönü gösteren ve üzerinde Avrupa, Asya ve Afrika’dan başkent isimlerinin bulunduğu yön tabelaları Million Taşı’nın anlamına bilene çok güzel bir anlatım yapmaktadır.

O zamanlar Divan Yolu Laleli ve Şehzadebaşı arasında ikiye ayrılıp biri Edirnekapı’dan diğeri de Altın Kapı’dan İstanbul dışına yani Sur dışına çıkardı. Bugün ise Divan Yolu istikamet olarak aynı kalmakla birlikte Çemberlitaş’tan sonra “Yeniçeriler Caddesi” ve Beyazıt’tan Aksaray’a kadar da “Ordu Caddesi” olarak adreslenmiştir.

Osmanlı’da ise Divan Yolu yine aynı şekilde bir ana cadde özelliğini korumuş. Divan Yolu olarak adlandırılmasnın sebebi ise Divan’ı Hümayun’a giden paşaların Beyazıd – Aksaray istikametindeki konaklarından bu yolu izleyerek gelmelerinden dolayıdır. Divan- ı Hümayun üyeleri toplantılara gidip gelirken bu yolu kullandıkları için adı Divan Yolu olmuştur.

Bizans döneminde aynı yol revakları ve kaldırımları ile 25 metre eninde iken, Osmanlı’nın son zamanlarında ise oldukça daralmıştır. Aşağıdaki resim bu konuda çok iyi bir fikir verecektir. Fotoğrafta görülen Beyazıt Hamamı ve çevresindeki ahşap ve iptidai yapıların yolu ne derece daralttığı açıktır.

Bayezit Hamamı

Bu yol çevresindeki ahşap yapılar Hoca Paşa yangını ile kül olması nedeniyle yol genişletme çalışmaları Sadrazam Keçecizade Fuad Paşa tarafından başlatılmış. Bu istimlak sırasında Köprülü Mehmet Paşa Külliyesi geri çekilerek genişletilmiş, Gazi Atik Ali Paşa Külliyesinin harap olmuş kısımları ki bugüne ulaşmamış olan imareti olsa gerek, yıkılmış, aynı şekilde Divan Yolu’nun hemen başındaki Firuz Ağa Camisi’nin de ön bahçesinin bir kısmı genişletme çalışmaları kapsamında kaybolmuştur. 1956 yılında yapılan düzenleme çalışmalarıyla da Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırılan medrese de ortadan kaldırılmıştır.

Bu gibi yıkımları yargılarken hemen acele etmemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çok değil, bundan 20 – 25 yıl öncesine kadar İstanbul’daki pek çok yıkıntı halindeki tarihi eser, hamam evsizlerin barınağı idi. Kılıç Ali Paşa Külliyesi’nin Hamamı, Sultan Ahmet Meydanı’ndaki Haseki Hürrem Sultan Hamamı bunlara en güzel örneklerdir. Hatta 20-25 yıl geriye gitmeye dahi gerek yok. Bugün dahi Anadolu’da ve İstanbul’da yıkılmaya yüz tutmuş pek çok tarihi eser vardır. Aynı şekilde, mahallelerimizde geçmişten kalan çeşmelerin bugünün tarih anlayışında ne kadar yalnız ve bakımsız kaldığının şahitleriyiz. Dolayısıyla bundan 100-150 yıl önce yapılan yıkımları o zamanın zihniyeti ve anlayışı ile değerlendirmek lazım. Kaldı Keçecizade Fuad Paşa bu yıkımlar nedeniyle oldukça eleştirilmiş, fakat yol yapılıp ortaya çıkınca gayet nükteli bir şekilde, “bu yolların kaldırımları bize atılan taşlarla yapıldı” demiştir. Bakınız Keçecizade Fuad Paşa

Saygı ve sevgiyle

Z. Tamer Aygün

25.Haziran.2014

Kaynakça:

1.) Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 3,
2.) Hadikatü’l-Cevami, Ayvansarayi Hüseyin Efendi / Ali Satı Efendi, Süleyman Besim Efendi
3.) İstanbul’un Alfabetik Öyküsü, Haldun HÜREL
4.) İstanbul’un 100 Camisi, Berica Nevin BERBEROĞLU
5.) İstanbul’un 100 Cadde ve Sokağı, Asım FAHRİ
6.) İstanbul’un 100 Kitabesi, Ali Rıza ÖZCAN
7.) Bir Dünya İmparatorluk Merkezi, İstanbul, Ceyhan DOĞAN

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap