osmanlı kitabı başlık
El Mütekebbir
El Mütekebbir
Bu yazı 1.325 views kez okundu.
9 Eylül 2014 22:53 tarihinde eklendi

El Mütekebbir

 

El Mütekebbir, büyüklük ve ululukta tek olan, büyüklükte eşi olmayan, azamet sahibi olan her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren demektir. İhtiyaç ve noksanlığı gerektiren her şeyden münezzehtir, uzaktır.

Kur’an’da “K-b-r” kökünden iki isim gelir. Bunlar El-Kebir ve El-Mütekebbir’dir.

  • Allah’ın sıfatı olarak “Kebir” kelimesi, şan ve şeref itibariyle çok yüce, çok büyük, ulu, kibriya (erişilmez büyüklük) sahibi demektir. Kebir vasfı Allah’ın zatının yüceliğini ifade ettiği gibi nimet ve cezasının büyüklüğünü, çokluğunu da ifade eder.

Allah’ın nşmetinin büyüklüğüne, sonsuzluğuna dair şu ayet güzel bir örnektir.

Şura 42-22

“(Büyük duruşma günü) zalimlerin, kendi yaptıkları işlerden bucak bucak uzak durup, korkudan titrediklerini görürsün. Halbuki çare yok, onların cezası tepelerinin üstünde durmaktadır. İman edip makbul işler işleyenler ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri yanında, cennette istedikleri ne varsa kendilerine verlecektir. İşte bu da pek büyük bir lütuftur.”

Bu da Allah’ın cezasının büyüklüğüne dair bir ayettir.

Furkan 25-19

“İşte gördünüz a! Denir o müşrüklere, “Taptığınız nesneler söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar. Artık ne azabı savmaya, ne yardım temin etmeye çare bulabilirsiniz.” (İşte en bütün insanlar! Bilin kiJ İçinizden kim bu şirk koşma zulmünü işlerse, ona büyük bir azap tattıracağız”

 

  • El-Mütekebbir ismi ise Kur’an-ı Kerim’de sadece bir yerde geçer. O da Haşr Suresi’nin 23. Ayetindedir.

 

Kur’an da El-Mütekebbir kelimesi daha çok insan için geçer. İnsan için geçtiği altı ayrı yer vardır. İnsan için kullanıldığında kelime anlamı değişir. İnsan sıfatı olarak “mütekebbir” kendisine büyüklük yakıştıran demektir. Allah yücedir, uludur, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Tüm insani vasıflardan uzaktır. Yani uykuya, dinlenmeye, beslenmeye ihtiyaç duymaz. Bu tür şeyler O’nun yaratıklarına mahsustur. Halbuki insan yaratıldığı için bu tür şeylere muhtaçtır. Bu nedenle de mütekebbir olması mümkün değildir. İnsanın kendisini büyük göstermesi gerçeği örtmektir.

 

Büyüklük ve ululuk ancak ve ancak Allah’a mahsustur. Çünkü O’nun eşi ve benzeri yoktur, O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Diğer bir ifade ile O’nun ilmi yerleri ve gökleri kaplamıştır. Kainattaki hiçbir canlı bu sıfatı alamaz, bu sıfata layık olamaz.

Bu nedenle Kur’an-ı Kerim’in muhtelif yerlerinde geçen bu ayetlerle özet olarak şu mesajı verilir.

“Ey mütekebbirler! Şu koca kainatın tümü nüEl-Mütekebbir olan Allah yarattı ve O yönetiyor. Madem siz de kibirleniyorsunuz, gösterin yarattığınız ve yönettiğiniz kainatı da görelim. Yok eğer gösteremezseniz, o zaman mütekebbir oluşunuz sahtekar oluşunuza delalettir. Hakkını veremeyeceğiniz bir role soyunmanız, haddinizi bilmiyorsunuz demektir”

Haşr Suresi’nin 23 ayeti Allah’ın sıfatı olarak geçen El-Mütekebbir sıfatının tek geçtiği yerdir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Haşr 23

“Allah’tır gerçek ilah. Ondan başka yoktur ilah. O meliktir, kuddustür, selamdır, mü’mindir, müheymindir, azizdir, cebbardır, mütekebbirdir. Allah müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir.”

 

Alla büyüklüğünü Kur’an-ı Kerim’de muhtelif ayetlerde bizlerin ikrar edilebileceği şekilde örneklerle anlatır. Bunlardan en güzeli de O’nun yaptıklarından sorumlu olmadığı, yaptıkları ve alacağı kararlar nedeniyle kimseye hesap vermeyeceğini anlatan ayetlerdir. Ayrıca, Hesap Günü, göklerin dürülmüş bir kağıt gibi Allah’ın avcunun içinde olacağı da O’nun büyüklüğüne güzel bir örnektir. Keza Ahiret Günü, tüm yaratıklarını en küçük ayrıntısına kadar tekrar diriltmesi, Allah’ın hepimizi yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan dolayı yargılaması ve bu yargılama sonucunda bazılarımız affedip bazılarımızı affetmemesi, ve en sonunda da kullarını cennetle ödüllendirmesi ve cehennemle cezalandırması yüce Allah’ın büyüklüğünün, ululuğunun çok net örneklerindendir.

 

Allah her an ve her yerde kullarını hatta tüm yaratıklarını görüp gözlemektedir. Yaşadığımız olaylarda kendi büyüklüğünü istediği an göstermektedir. Örnek olarak Hz. İbrahim ateşe atıldığında ateşe emredip ona zarar vermemesini sağlamıştır. Hz. İsa’ya türlü türlü mucizeler vermiş, kendi izni ile Hz. İsa ölüleri diriltip, körlerin gözünü açmıştır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’i de gecenin bir vaktinde Mekke’den Mescid-i Aksa’ya ve oradan da göğün türlü türlü kapılarından geçirerek melek Cebrail ile birlikte göğe Allah’ın yani kendisinin huzuruna çıkmasına müsaade etmiştir.

 

Elbette ki yüce Allah’ın ululuğu sadece peygamberlerine gözükmemektedir. Aksine her kuluna göstermiştir bu büyüklüğünü. Örnek mi, örnek kendi vücudunuzdur. Bakınız yüce Allah organlarınızı birbirine ne kadar güzel bağlamıştır ki hepsi görevlerini durmaksızın yapmaktadır. Elbette ki, hastalanıp bir yerimize bir şey olduğunda da vücut düzenimizin nasıl bozulduğu da bir başka örnektir.

 

İşte sadece bir yağmur ile ölmüş gibi görünen toprağın yeşermesi, işte bir yağmur ile ekinlerimizin yeşermesi, bir buğday tanesinden onlarca buğday tanesinin çıkması yüce Allah’ın ululuğu hakkında biz kullarına gösterdiği alametlerdir.

Bu nedenledir ki Allah, önünde secde edilecek, hamd edilecek tek makamdır.

Ey her şeyde büyüklüğünü gösteren “Mütekebbir” olan Allah’ım! Bizleri nefsimizde mütevazi, muhataplarımızın nazarında izzetli kıl. Amin

Hızır ve İlyas Aleyhisselam, ne zaman buluşurlarsa buluşsunlar aşağıdaki duayı etmeden ayrılmazlardı.

“Allah’ın adı ile. Allah neyi isterse o olur. Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır. Allah’ın istediği olur. Her nimet ve güzellik Allah’tandır. Allah’ın istediği olur. Her iyilik Allah’ın elindedir. Allah’ın dilediği olur. İstenmeyen, hoş olmayan şeyleri ancak Allah bertaraf eder.”

 

El Mütekebbir İsminin Hikmetleri

1.) İlhasla bu ismi şerifi sabah namazlarından sonra 664 defa okumaya devam eden kimseye, zalim ve zorbalar itaat eder, sözü ve sohbeti etkili hale gelir. Çevresi o kimse hakkında hayırlı düşünür.

2.) Bu ismi şerifi devamlı olarak zikredilmesi suret ve siretlerinde heybet ve rızıklarında da bereketin artmasına vesile olur.

 

Saygı ve sevgilerimle,

 

Z. Tamer Aygün
09.Eylül.2014

 

KAYNAKÇA:

1.) Esma-i Hüsna – Mustafa İslamoğlu
2.) Esma-i Hüsna – İshak Doğan
3.) Esma-ül Hüsna – Şevket Gürel
4.) Esma-i Hüsna – Doç. Dr. İsmail Karagöz
5.) Esma-i Hüsna – Arif Pamuk
6.) Suat Yıldırım Kur’an-ı Kerim Meali

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap