osmanlı kitabı başlık
El Melik
El Melik
Bu yazı 1.035 views kez okundu.
16 Temmuz 2014 21:57 tarihinde eklendi

El Melik

El Melik, bütün kainatın, görünen ve görünmeyen bütün alemlerin tek sahibi ve mutlak hükümdarı demektir.

Kelime anlamı olarak Melik, hükümdar, yönetici, sahip demek iken, Malik ise mülk sahibi, hükümran demektir. Malik özneye, malik ise fiile yönelik olarak anlam taşır. Bu durumda, Allah’ın (cc) sıfatı olarak “El Malik” bütün varlıkların sahibi, “El Melik” de bütün varlıkları, alemleri yöneten, dilediğini yapan ve dilediği gibi hükmeden demektir.

Malik kelimesi yüce Kur’an-ı Kerim’de iki yerde geçer. Birincisi Fatiha Suresinde, ikincisi ise Al-i İmran Suresi’nin 26. ayetindedir. Fatiha Suresi’nin ilk ayetinde “Hamd’in alemlerin Rabbi olan Allah’a ait olduğunu” söyler ve ardından “O’nun Rahman ve Rahim olduğunu” belirtir. Bu iki sıfat Esma-ül Hüsna’nın ilk iki sıfatıdır. Surede sonraki ayette ise “O din gününün/hesap gününün Malik’dir.” der. Üçüncü sıfat ise Melik’tir. Ne kadar anlamlı.

Al-i İmran Suresi’nin 26. Ayeti ile Malik kelimesinin geçtiği ikinci yerdir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

“De ki: “Ey mülk ve hakimiyet sahibi Allah’ım. Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden onu çeker alırsın. Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın. Her türlü hayır yalnız senin elindedir. Sen elbette her şeye kadirsin.”

Bu ayette de mülkün tek sahibinin Allah olduğunu ve yine mülk üzerinde tek tasarruf yetkisi olanın Allah olduğunu, kulları arasında taksimatı istediği şekilde sadece kendisinin yaptığını ifade eder. Bir de şunu ilave etmek gerekir ki, Allah’ın mülkü vermesi “hayır”, mülkü çekip alması da “şer” olarak görülmemelidir. Yaşantımız bir imtihandır. Bu imtihan gereği kimimizin karşısına inişli çıkışlı bir yol çıkar, kimimizin karşısına biraz daha düz bir yol. Kimimiz bollukla, kimiz de darlıkla canlara ve mallara gelen zorluklarla imtihan olur.

Allah’ın “melik” sıfatı O’nun var olan her şeyin sahibi olduğu anlamına gelir. Gördüğümüz ve görmediğimiz, bildiğimiz ve bilmediğimiz her şeyi Allah (cc) yarattığı için bütün bunları tek sahibi Allah’tır. Her şeyin üzerinde tek tasarruf yetkisi Allah’tadır. Allah (cc) bu yarattıklarından bir kısmını kullarına emaneten vermiştir. Bizim sahip olduklarımız üzerindeki tasarruf yetkimiz geçicidir. Her şeyin varisi Allah’dır. Allah (cc) bizim de sahibimizdir. Bu nedenle bizler O’na kulluk etmekle mükellefiz.

Yukarıda açıklandığı üzere, yüce Allah “ol” diyerek mülkü yaratmıştır ki buna insanoğlu da dahildir. Daha sonra insan oğluna bir takım mallar vermiş, onu yeryüzünde halife kılmış, ona giyinmeyi, örtünmeyi, kalemle yazmayı öğretmiştir. Yani Allah (cc) kendi mülküne kendi mülkünü geçici süreliğine teslim etmiştir. Allah (cc) bu mülkü edinirken sadece “ol” derken, biz insanlar o mülkü edinirken bir bedel ödemek durumunda kalmaktayız. Ve biz ölmeden önce sahip olduklarımızın bir kısmı bizim elimizden çıkar, ölünce de tamamı bizim tasarrufumuzdan, keyfiyetimizden çıkıp gider. Allah yarattığı mülküne muhtaç değilken bizler o mülke muhtacızdır. Ne şekilde elimizden çıkarsa çıksın, ister çalınsın, ister satılsın hemen yerine yenisini almak isteriz. Nefislerimizin bize bunu yapmaya zorlar. Bizim mülke, eşyaya ihtiyacımız vardır fakat o mülkü yaratan Allah’ın ise yarattığına ihtiyacı yoktur. Gerçek malik mülke ihtiyaç olmayandır.

Allah yarattıklarının tamamı emri altında tutar. Onun emri, haberi olmadan bir canlı doğum yapamaz, herhangi bir canlı ölemez, her hangi bir yaprak ağacından düşemez. O’nun kudreti, O’nun ilmi, O’nun kürsüsü her şeyi kaplamıştır. Ayetel Kürsi’de bir ayet vardır ya;

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

“O’nun kürsüsü gökleri ve yeri kapsamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na zor gelmez”

İşte konunun tüm açıklamalarının kısa özeti buradadır. Allah’ın yüce sıfatlarını açıklarken sıklıkla Ayet-el Kürsi’ye başvuracağız ki bu da bu ayetin önemini vurgulamaktadır.

Allah’tan başka hiçbir şeyin bir şey yaratma yetkisi ve gücü yoktur. Ve yine, Allah’tan başka hiçbir şeyin yaratma yetkisi olmadığı gibi yok etme yetkisi de bulunmamaktadır. Eşyanın şekil değiştirmesi veya bizler tarafından tüketilmesi yok olduğu anlamına gelmez, sadece şekil değiştir.

Bugün elimizin altındakiler bizim mülkiyetimizde değillerdir. Bize emaneten verilmiş olanlardır onlar. Tıpkı can gibi. Tıpkı can gibi bir gün onu da gerçek sahibine geri vereceğiz. Bu durumda bugün elimizde olan sağlık, mal ve servetin mülkiyeti bizde değil yüceler yücesi Allah’tadır.

Mülk insanlar arasından elden ele dolaşır. Bu ticaretle olur, iflasla olur, mirasla olur, bağışla olur, maaşla olur, sadaka ve zekat ile olur. Daha pek çok farklı yolla olur. Burada doğal olarak bir paylaşım söz konusu olur. Paylaşımın söz konusu olduğu bir durumda da Allah’ın Er-Rezzak sıfatı da akla gelir. Rezzak olan Allah rızkı kulları arasında paylaştırmaktadır. Birinden alır, ötekine verir; kiminin rızkını artırır, kimininkini ise azaltır.

Mülkiyet ta insanoğlunun yaratılışından beri bir imtihan konusu olmuştur. Şeytan Hz. Adem’i “ölümsüzlüğü kastederek, bitmez tükenmez bir mülk, bir devlet” ile kandırmayı başarmıştır. Şeytan da kendisini yaratanın Allah olduğunu unutarak, kendisinde yani ateşten yaratılan varlığında mülkiyet iddia etmiştir. Binlerce yıldır çıkan savaşlar hep toprak ve doğal kaynaklar için çıkmıştır. Ülke içindeki iktidar kavgaları da devlet olabilmek, devlet mülkünü, devlet iktidarını ele geçirmek için yaşanmaktadır.

Allah’ın (cc) Melik olduğunu gösteren diğer ayetler ise şunlardır:

1.) En’am Suresi 6:73

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

“Gökleri ve yeri hak ve hikmetle yaratan O’dur. O, “ol” dediği zaman her şey oluverir. Sözü haktır. Sura üfleneceği gün de hakimiyet O’nundur. Görünmeyeni de, görüneni de, olmuşu da, olacağı da O bilir. O hakim ve habirdir. (Tam hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyin hakkıyla haberdardır.)

2.) İbrahim 14:2

“O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline!”

3.) Zümer Suresi, 39:44

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

De ki: “Şefaatin tamamı Allah’a aittir. Çünkü göklerin ve yerin mülk ve hakimiyeti de O’nundur. Sonunda da O’nun huzuruna götürülecek, O’na hesap vereceksiniz”

Allah’ın Melik sıfatı neticesinde var olan ve olmayan her şey kedisinin emri altındadır, her şey O’na itaat eder. O bir şeye “ol” dediği vakit hemen oluverir.

4.) Zuhruf 43:85

“Göklerin, yerin ve her ikisi arasında olan bütün varlıkların mülk ve hakimiyetine sahip olan Allah’ın şanı çok yücedir ve bereketi sınırsızdır Kıyamet saatini bilmek O’na aittir. Hepiniz sonunda O’nun huzuruna götürüleceksiniz.”

5.) Haşr 59:23

“Allah’tır gerçek ilah. Ondan başka yoktur ilah. O meliktir, kuddüstür, selamdır, mü’mindir, müheymindir, cebbardır, mütekebbirdir, Allah, müşrüklerin iddialarından münezzehtir ve yücedir.”

6.) Cuma 62:1

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi melik (Kainatın gerçek hükümdarı) kuddüs (çok yüce, her noksandan münezzeh) aziz ve hakim olan Allah’ı tespih ve tenzih eder.

7.) Mü’minun 23:116

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

“Öyleyse artık şu gerçeği bilin ki Allah yüceler yücesidir. Gerçek hükümran O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur. Pek değerli arşın Rabbidir.”

Bütün bu yazılanlardan sonra varılması istenen sonuç, “mülke önem verilmemeli, rahatça harcanmalı, dilediği gibi dağıtılmalı” anlamına gelmemektedir. Özetle esas ulaşılması gereken sonuç insanın mülkü kendi mülkiyetinde görüp de niçin yaratıldığını unutmamasıdır. Mülke sahip çıkıp da emaneten kendisine verildiğini unutmamasıdır. Elbette ki Allah’ın verdiklerinden israf etmemek şartıyla harcayacağız, yetimi doyuracağız, muhtaca yardım edeceğiz, bağış yapacağız, miras bırakacağız. Ama bunları da aşırılığa gitmeden ve elimizdekini bir şekilde dağıtıp da muhtaç duruma düşmeden yapacağız.

Elbette sadece Allah’ın sıfatlarının değil, ondan önemlisi Allah’ın adını anmak dahi pek çok dert devadır. Fakat bununla birlikte kitaplarda sıklıkla okuduğum bir tavsiyeyi de burada paylaşmak isterim. El-Melik sıfatını sabah namazlarından sonra 120 defa okumayı adet edinenin fakirlik çekmeyeceği kitaplarda yazılırdır. Elbette ki bir kul olarak her şekilde imtihana açığız ve imtihan olmaktayız. Bu imtihanın içinde darlık zamanı da olacaktır. Ama hiç değilse bu tür ibadet ya da zikirler le yükümüz hafifler inşallah.

Allah hakkında yukarıdaki açıklamaları yazmak, yazmaya cüret etmek sadece ve sadece Kur’an-ı Kerim’e dayalı olarak bildiklerim ve okuduklarımdır. O’nun hakkında yanlış yazmaktan yine O’na sığınır ve af dilerim.

Saygı ve sevgilerimle,

 

Z. Tamer Aygün
13.Mayıs.2014

 

 

KAYNAKÇA:

1.) Esma-i Hüsna – Mustafa İslamoğlu
2.) Esma-i Hüsna – İshak Doğan
3.) Esma-ül Hüsna – Şevket Gürel
4.) Esma-i Hüsna – Doç. Dr. İsmail Karagöz
5.) Esma-i Hüsna – Arif Pamuk
6.) Suat Yıldırım Kur’an-ı Kerim Meali

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap