osmanlı kitabı başlık
Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi
Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi
Bu yazı 883 views kez okundu.
18 Ağustos 2014 08:51 tarihinde eklendi

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Bir önceki yazım sizlere Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi içindeki camiyi tanıtmıştım. Yazıyı çok uzun olmasın diye ikiye böldüm ve şimdi de külliyenin cami hariç diğer kısımlarını tanıtacağım.

Cerrah Mehmed Efendi tarafından Mimar Davud Ağa’ya yaptırılan külliye 1593 tarihinde tamamlanmıştır. Davud Ağa Mimar Sinan’ın kalfalarındadır. İstanbul’un yedinci tepesine inşa edilmiştir. Marmara’ya hakim bir konumdadır.

Külliye, cam, şadırvan, hamam, çeşme ve türbe olarak kurulmuştur. Daha sonra külliyeden önce yapılan Gevher Hatun Medresesi, kütüphane ve muvakkithane yapılmıştır. Yıllar geçtikçe de külliye avlusunda iki farklı yerde hazire yani mezarlık oluşmuştur.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Külliyenin hamamı Çifte hamam yani erkeklerin ve bayanların farklı kapılardan girerek aynı zamanda kullandıkları hamamlardır. Bunun tersinde ise bayanlar ve erkekler hamamı sıraya belli gün ve belli saatlerde kullanabilmektedirler ki Kılıç Ali Paşa Külliyesi’nin hamamı bu türdendir. Gevher Hatun Medresesi adından da anlaşılacağı üzere Gevher Hatun tarafından 1587 yılında yaptırılmıştır. Yani külliye inşaatının başlamasından altı yıl evvel medrese tamamlanmıştır. Bu büyüklükteki külliyelerin inşaatının ortalama 5 ila 7 yıl sürdüğü gözönüne alınırsa, Gevher Hatun Medresesi bittiğinden külliye inşaatı başlamıştır. Külliyeye sonraki yıllarda hazire ve bir muvakkithane ve bir ahşap kütüphane ilave edilmiştir. Kütüphane medresenin bitişiğindedir. Kütüphane, 1744 yılında Şerif Halil Efendi tarafından yaptırılmıştır. Halen şahıs mülkiyetine geçerek ev olarak kullanılmaktadır.

Avlu duvarları üzerinde üç ayrı yönde dört ayrı kapısı vardır. Deniz tarafına bakan güney varında kapı yoktur. Ana caddeye bakan duvar üzerinde dikdörtgen pencereler mevcuttur. Avlu duvarlarının yapımında kufeki taş kullanılmıştır. En büyük kapısı cadde üzerindeki kapısıdır. Kapı üzerinde herhangi bir süsleme yoktur. Sadece bir kitabe bulunmaktadır. Kapı avlu duvarlarından daha yüksek olarak inşa edilmiştir. Basık kemerlidir. Kapı üzerindeki kitabe 1593 tarihlidir. Kitabe Arapçadır. Dört satır ve 10 beyitten oluşmaktadır.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Ana Kapı

Diğer bir kapı ise caminin kuzeybatı köşesindedir. Yanında çeşme vardır. Üzerinde herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. Küçük bir kapıdır. Cami güneye doğru meyilli bir arazi üzerine inşa edildiği için doğu ve batı tarafındaki kapılara merdivenle çıkılmaktadır.
Sonuç olarak caminin tüm avlu kapıları oldukça sadece olarak inşa edilmiştir.

Cerrah Mehmed Paşa Hamamı

Hamam çifte hamam olarak inşa edilmiştir. Yani bayanlar ve erkekler kendi bölümlerine ayrı kapıdan girerler ve aynı zamanda hamamı kullanabilirlerdi. Aksi tarz hamamlarda ise hamam, erkek ve kadınlara belli gün ve saatlerde tahsis edilirdi. Krokisine baktığımda hamamın oldukça büyük olduğunu görüyorum. Nerdeyse cami mekanı kadar büyük bir hamamı varmış. Yer olarak da ana cadde üzerinde Fındıkzade’den gelen yol üzerinde caminin hemen yanındaydı. Zamanında özel mülkiyete verilen hamam harap duruma gelmiş ve 1933 yılında ise yıkılmasına karar verilmiş.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Yan Sokak

Hamam üç bölümden oluşmaktaydı. Bunlar, soğukluk, ılıklık ve sıcaklık. Soğukluk bölümü kare planlı idi ve bir kubbe ile örtülü idi. Burası hamam girenlerin vücudunun hamama hazırlandığı yer olarak bilinir ve aslında ılıktır. Kimi nefes darlığı çeken hastalar burada da yıkanırlar. Bu bölümde ön temizlik yapıldığı için tıraşlıklar ve tuvaletler de olur. Sıcaklık bölümü de bir kubbe ile örtülü idi ve köşelerinde halvet hücreleri vardı. Sıcaklık bölümü hamamda yıkanılan yerdir. Hamam ateşine en yakın alan olduğu için oldukça sıcak olur. İsmi de buradan gelmiştir zaten. Halvet hücresi ise yıkanılan yeri dört bir köşesinde bulunan ufak yıkanma kabinidir. Bu kabin sağından ve solundan mermer perde ile kapalı fakat önü açıktır. Ortada yaklaşık 50 cm. yükseklikte mermer bir set vardır ki buraya göbek taşı denirdi. Burada terleme için yatılır, keselenilir ve masaj yaptırılırdı. Kubbelerdeki pencerelere de “Fil Gözü” denirdi. Ilıklık ise soğukluk ile sıcaklık arasında bir geçiş mekanı idi. Hamamdan çıkan önce ılıklık bölümünde dinlenir oradan da soğukluk bölümüne geçerdi.

Cerrah Mehmed Paşa Türbesi

Türbe cadde duvarının hemen yanında, avlu duvarına bitişiktir. Hemen her türbe gibi sekizgen bir yapıya sahiptir. Her bir yüzde bir aşağıdaki ve biri yukarıda olmak üzere ikişer penceresi vardır. Alttaki pencereler dikdörtgen normlu, üstekiler ise oval kemerlidir. Türbe duvarının avlu duvarı ile birleştiği yere dışarıdan baktığınızda türbe penceresi ile avlu pençelerinin sırası hem denk getirilmiş ve hem de bu pencerenin iki yanına birer niş inşa edilmiştir. Türbenin içi oldukça sade ve beyaz badanalı olup toplam üç sanduka vardır. Biri kendisine diğer ikisi ise iki oğluna aittir. Kapısının önünde sonradan oluşan çok ufak bir hazire bulunmaktadır.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Türbe ve Şadırvan

Cerrah Mehmed Paşa Muvakkithanesi:

Muvakkithane, güneş ve yıldızların yerlerine göre namaz saatlerinin tespit edildiği yerdir. Yani o zamanın bir tür gözlem evi. Türbenin hemen arka tarafında, çeşme kapısının hemen yanında bir kulübe şeklinde tek gözlü ufak bir yerdir. Yan duvarında ufak bir penceresi, giriş kapısının sağında bir büyük ve solunda da bir ufak pencereleri vardır.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Muvakkithane

Cerrah Mehmed Paşa Camii Şadırvanı

Şadırvanın içinde onaltıgen bir havuzu bulunmaktadır. Bu havuzun suyu kirlenmesin diye alüminyum doğramayla külah şeklinde kapatılmıştır ki bu da tarihi eserin bütünlüğü harap etmiştir. Eğer musluklara gelen su bu havuzdan geliyorsa tertibat değiştirip su doğrudan şebekeden alınır, böylelikle havuz içindeki su kullanımda çıkar ve üstünü de kapamak gerekmezdi.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Şadırvan

Şadırvanın üstünde bir kubbe bulunmamaktadır. Görünen çatı şekli koni/pramid karması bir şekildir. Çatışı kurşun ile kaplı olup üzerinde bir alem bulunmaktadır. Çatı sekiz adet mermer sütun üzerinde durmaktadır. Çatının kenarlarında saçakları vardır.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Şadırvan Alemi ve Minare

Cerrah Mehmed Paşa Külliye Çeşmesi

Çeşme caminin kuzeybatı duvarında köşededir. Kesme küfeki taştan inşa edilmiştir. Sivri kemerli bir nişe sahiptir. Çeşme üzerinde bardak koymak için hazırlanmış üç adet sivri kemerli niş daha vardır. Bu bardaklıkların üzerinde dört satır ve üç beyitlik bir Arapça kitabe vardır. Bu kitabe üzerinde de ana kapı kitabesinde olduğu gibi 1593 tarihlidir.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Külliye Çeşmesi ve Kuzey Kapısı

Gevher Hatun Medresesi

Medrese cami avlusunda ayrı olarak yolun karşısında II. Selim’in kızı ve Piyale Paşa’nın eşi Gevher Hatun tarafından inşa ettirilmiştir. İnşası 1587 yılında tamamlanmıştır. Daha sonra inşa edilen külliyenin diğer birimleri tamamlandığında da külliyeye dahil edilmiştir. Avlunun girişi cadde üzerindedir. Basık kemerli bir kapısı bulunmaktadır.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Gevher Hatun Medresesi Hücre Pencereleri

Medresenin avlu zemini yol seviyesinden yukarıda olduğu için kapıdan içeri girdiğinizde avluya girmek için basamakları kullanmanız gerekmektedir. Medrese mimarisi klasik Osmanlı medrese mimarisinden farklı değildir. Ortada bir avlu vardır. Avlu revaklarla çevrilmiştir. Avlu duvarlarının iç tarafında yani revakların arkasında 16 adet hücre vardır. Revaklar ve medrese odaları tuğla kubbelerle kapatılmıştır. Tüm hücrelerin avluya açılan pencereleri varken sadece dershanenin sağ ve sol tarafındaki köşe hücrelerin avlu pençeleri yoktur. Ana giriş kapısının tam karşısında ise dershane bulunmaktadır.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Gevher hatun Medresesi ve Dershane Kubbesi

Medrese kayıtlarında günümüze ulaşan bilgilere göre 1792 yılında 14 öğrenci medresede kalıyorken bu sayı 1869’da 27 öğrenciye çıkmış. Bunun haricinde, medresenin ve hatta külliyenin gelir kaynakları ile ilgili bir bilgi günümüze ulaşmamıştır. Kim bilir belki de hala tozlu arşiv raflarında incelenmeyi beklemektedir.

Medrese de zamanında türbe gibi oldukça bakımsız halde iken restore edilerek yıkılmaktan kurtulmuştur. Medrese halen bir misafirhane olarak kullanılmaktadır. Misafirhanede kalanlar ise İstanbul’a tedaviye gelmiş, kalacak yeri olmayan kimselerdir.

Cerrah Mehmed Paşa Külliye Haziresi

Külliye yapıldığını zamanda haziresi yoktu. Yıllar sonra bir – iki defin derken caminin ana cadde duvarı ile sağ duvarı iç tarafında bir hazire oluşmuştur. Yeniçeri Ağası Güzelce Mahmud Paşa da buraya defnedilmiştir. Temiz ve yer yer gül fidanları ile süslenmiş bakımlı bir haziredir.

Cerrah Mehmed Paşa Külliyesi

Hazireden Bir Kısım

Her Osmanlı eseri/yapısı gibi bu külliye de deprem ve yangınlardan nasibini almıştır. 1660 ve 1782 yılındaki yangınlardan sonra bir de 1766 ile 1894 depremleri camiyi vurmuştur. Büyük zarar gören cami ciddi onarımlar geçirmiştir. 1892, 1956 ve 1960 yıllarında gördüğü tamirler sırasında yıkık olan son cemaat yerine dokunulmamış, ancak 1979 yılında yeniden inşa edilmiştir.

Bu onarımlardan en önemlisi de cami temelinde meydana gelen kaymaların durdurulması için yapılan onarımlardır. Yapılan beton perdeler sayesinde temel hareketleri önlenmiştir.

Cerrah Mehmed Paşa Kütüphanesi

Kütüphane, 1744 yılında Şerif Halil Efendi tarafından yaptırılmıştır. Halen şahıs mülkiyetine geçerek ev olarak kullanılmaktadır.

Saygı ve sevgilerimle

Z. Tamer Aygün
16.Ağustos.2014

 

Kaynakça:

1.) Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 2,
2.) İstanbul’un İncileri, Sur İçi Camileri, Sudi Yenigün
3.) İstanbul’un 100 Kubbesi, Kaya Üçer
4.) Yedi Tepe On Yedi Gezi, İstanbul, Rüknü Özkök
5.) Ömür Biter İstanbul Bitmez, Eray Canber, Rüknü Özkök
6.) İstanbul Camileri, Tahsiz Öz, Türk Tarih Kurumu
7.) Hadikatü’l Cevami’, Ayvansarayi Hüseyin Efendi – Ali Satı Efendi – Süleyman Besim Efendi
8.) İstanbul’un 100 Camisi, Berica Nevin Berberoğlu
9.) İstanbul’un 100 Mektebi ve Medresesi, Mustafa Göleç, Fatih Güldal,
10.) Gökyüzünden İstanbul’un İbadethaneleri, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı
11.) İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, Haldun Hürel
12.) Hun Türklerinden Son Türklere İkinci Adamlar, Hilmi Tutar

Yorumlar

Bu Yazıya 2 Yorum Yapılmış

  • salih oral (8 Eylül 2014 saat: 17:19)

    kutlarım-bir konu bu kadar detaylı bir dantel güzelliğiyle bu kadar güzel işlenir

  • Taygun (8 Eylül 2014 saat: 22:22)

    Çok teşekkür ederim Salih Bey.

Yorum Yap