osmanlı kitabı başlık
Cerrah Mehmed Paşa Camii
Cerrah Mehmed Paşa Camii
Bu yazı 916 views kez okundu.
16 Ağustos 2014 21:15 tarihinde eklendi

Cerrah Mehmed Paşa Camii

 

Diğer ismi Cerrah Paşa Camii’dir. Daha doğrusu halk arasında bu şekilde tanınmıştır.

 

Cerrah Mehmed Efendi tarafından Mimar Davud Ağa’ya yaptırılan külliye 1593 tarihinde tamamlanmıştır. Davud Ağa Mimar Sinan’ın kalfalarındadır. İstanbul’un yedinci tepesine inşa edilmiştir. Marmara’ya hakim bir konumdadır.

 

 

Cerrah Paşa bir devşirmedir. Enderun’da yetişmiş ve ardından Hasoda’ya geçmiştir. 1582 yılında dillere destan bir düğün töreni ile şehzade III. Mehmed’i sünnet ettiğinde hayatı değişmiştir. Kestiği sünnet parçasını altın bir tepside III. Mehmed annesi Haseki Valide Sultan’a ve usturayı da Sultan Murad’ın annesine göndermiştir. Bu sünnet karşılığında, Sultan III. Murad 10.000 altın ve anne Haseki Valide Sultan da 3.000 altın ile değerli kaftanlar hediye etmiş. Kendisi de Şehzade Mehmed’e, günümüzün tabiri ile sünnet çocuğuna, 15.000 altın değerinde kıymetli atlar, giysiler, köleler ve gümüş oyuncaklar hediye etmiştir.

 Cerrah Mehmed Paşa Camii

Mehmed Efendi’nin devlet teşkilatında yükselmesi bu düğünden/sünnetten sonra olmuştur. Önce yeniçeri ağası, sonra kubbe vezirliği, daha sonra üçüncü vezirliğe yükselmiştir. Hekim Mehmed Efendi artık Mehmed Paşa olarak tanınır ve 1598 yılında Sultan III. Murad’ın kızı ile evlenerek saray damat olur.

 

Görevli olarak gittiği yerlerden aksatmaksızın her yıl kendisine hediyeler getirdiği Sultan III. Murad vefat ettiğinde, Şehzade III. Mehmed tahta çıkar. Bu durum Cerrah Mehmed Paşa’nın yükselmesinde yeni merhale demektir. Belgrad’a tahıl almaya gönderilen Paşa görevi başarıyla yerine getirerek döndüğü sırada Sadrazam Hadım Hasan Paşa’nın azledilmesiyle ikinci vezirliğe yükselir. Tarih 9.Nisan.1598’dir. O artık devletin en tepelerindedir fakat yaşı da 70’i bulmuştur. Aşırı protein fazlalığından meydana gelen gut hastalığı paşanın hayatına gireli çok olmuştur. Paşa şişen ayakları nedeniyle yürüyemez olur. Devlet işlerini köşkünden Nişancı Mehmed Paşa vasıtası ile yürütmektedir. Elbette bu durum devlet kademelerinde bir takım sıkıntılara sebep olur Şeyhülislam Mustafa Efendi saraya çıkar ve durumu Sultan III. Mehmed’e anlatır. Sonuçta göreve geldikten sekiz ay sonra Cerrah Mehmed Paşa görevinden alınır. 6.Ocak.1599

Cerrah Mehmed Paşa Camii

 

Ardından yeniçerilerin bir ayaklanmasında Mehmed Paşa’nın da parmağı olduğu düşünülür ve o hasta hali ile Karahisar’a sürülür. Paşa orada fazla yaşamaz. Ocak 1604’te vefat edince naaşı İstanbul’a getirilir ve yaptırdığı külliyedeki türbesinde defnedilir.

Bazı tarih yazarları Cerrah Mehmed Paşa’nın III. Mehmed’in halasının kocası olduğunu yazar.

 

Külliye cami, Gevher Hatun Medresesi, türbe, çeşme ve çiftehamamdan oluşur.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Cami şimdiye kadar gördüğüm en temiz ve en ferah camilerdendir. Bir siz de bu camiyi ziyaret ederseniz, bu camide bir farklılık olduğunu, farklı bir huzur verdiğini göreceksiniz inşallah. Zamanında bu camiye “Mescid-i Müstahsen-i Erkane” yani “Her şeyi ile beğenilmiş mescid” denmesinin sebebi bu olsa gerek.

 

Avlu duvarları üzerinde üç ayrı yönde dört ayrı kapısı vardır. Deniz tarafına bakan güney varında kapı yoktur. Anacaddeye bakan duvar üzerinde dikdörtgen pencereler mevcuttur. Avlu duvarlarının yapımında kufeki taş kullanılmıştır. En büyük kapısı cadde üzerindeki kapısıdır. Kapı üzerinde herhangi bir süsleme yoktur. Sadece bir kitabe bulunmaktadır. Kapı avlu duvarlarından daha yüksek olarak inşa edilmiştir. Basık kemerlidir. Kapı üzerindeki kitabe 1593 tarihlidir. Kitabe Arapçadır. Dört satır ve 10 beyitten oluşmaktadır.

 Cerrah Mehmed Paşa Camii

Diğer bir kapı ise caminin kuzeybatı köşesindedir. Yanında çeşme vardır. Üzerinde herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. Küçük bir kapıdır. Cami güneye doğru meyilli bir arazi üzerine inşa edildiği için doğu ve batı tarafındaki kapılara merdivenle çıkılmaktadır.

 

Sonuç olarak caminin tüm avlu kapıları oldukça sadece olarak inşa edilmiştir.

 

Harimi enine dikdörtgen planlıdır. Sağ ve sol tarafında galerileri vardır.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Cümle Kapısından Harim

Duvarları diğer camiler gibi kesme kufeki taştan örülmüştür. Mihrap bölümü dışa doğru çıkıntılı olan dikdörtgen bir alana sahiptir. Böyle bir mihrap alanına sahip olan camilerimizde Osmanlı, bu mihrap bölümüne özel bir önem vermiş ve buranın süslemelerini çinilerle yapmıştır. Valide-i Atik Camii, Kılıç Ali Paşa Camii bu tür mihraba ve çini süslemelerine sahip olan camilerimizdendir.

 

Kubbe çapı 13 metredir. Bu kubbe altı adet yarım kubbelerle desteklenmiştir. Bütün kubbelerde geçişler pandantiflerle sağlanmıştır.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Ana Kubbe

Ortadaki büyük kubbe 13 metre çaplıdır. Bu kubbeyi altı adet fil ayağı taşımaktadır. Bu kubbenin 6 yönüne yerleştirilmiş mukarnaslı yarım kubbeler mevcuttur. Yarım kubbeler arasında da ağırlık kuleleri bulunmaktadır. Kubbe merkezinde hüsnühat ile Fatiha Suresi yazılmıştır. Fatiha Suresinin çevresinde 9 dilimli mavi ve kırmızı rengin hakim olduğu bir süsleme ve onun da çevresinde üç sıra halinde ve bir boş – bir dolu olarak atlamalı şemse süslemeleri vardır. Şemse, yazma kitapların sayfalarında, ciltlerinde görülen güneş şeklinde süslemelerdir.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Ana Kubbe ve Aydınlatma

Duvarlar üzerinde beş sıra pencere vardır. Üstteki dördüncü sıra yarım kubbelerin içindedir. Ana kubbe içinde de ayrı bir pencere dizini vardır. Bu nedenle de cami için olabildiğince aydınlık bir yapıya kavuşmuştur. Hemen hemen her bir sıra için ayrı bir pencere motifi kullanılmıştır. Alttaki ilk sıra pencereler dikdörtgen yapılıdır. Sonrasında gelen iki ve üçüncü sıralar sivri kemerli dördüncü ve beşinci sırada bulunan kubbe pencereleri ise yuvarlak kemerlidir. Beşinci sıra kubbe altı pencerelerini oluşturmaktadır. Bunların sayısı 18’dir. Bir de üçüncü sırada mihrabın hemen sağ ve sol üst taraflarında ikişer adet yuvarlak pencere vardır.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Pencereler

Cami harimine üç ayrı kapıdan girilmektedir. Bunlardan bir tanesi ve en büyüğü Cümle Kapısıdır. Diğer iki kapı ise yan taraflardan müezzin mahfillerine yakın noktalardadır.

 

Cümle kapısı mermerden yapılmış ve mukarnaslıdır. Yanlarında birer niş bulunmaktadır ki bunlar da mukarnaslıdır. Tekrar hatırlatmak için söyleyeyim, mukarnas aşağıdaki resimde görülen nişlerin üzerindeki süslemelerdir. Mukarnasın bittiği tepe noktasının sağında ve solunda birer madalyon içinde kelime-i tevhid bulunmaktadır. Camiye girerken onu görüp okumaları ve tekrar etmeleri için güzel bir şans verilmiş cemaate.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Cümle Kapısı

Kapıya doğru baktığımızda iki satırlık ve beş bölümden oluşan bir cami kitabesini görürsünüz. Caminin yanlarında da birer kapı bulunmaktadır.

 

Cümle kapısının sağ ve sol tarafında birer niş vardır. Bu büyük camilerde sıkça görülen bir süsleme tarzıdır. Sanki cami cemaatini mihrapla karşılar gibidir.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Cümle Kapısı Nişleri

Cümle kapısından girdiğinizde sağda ve solda müezzin mahfillerini görürsünüz. Bu mahfillerin önünde mermer korkuluklar bulunmaktadır. Üst mahfillere bu müezzin mahfillerinden çıkılmaktadır. Mahfilere çıkan iki ayrı merdiven de aynı şekilde bir minare merdiveni gibi inşa edilmiştir. Basamaklar bir dairenin merkezinin çevresinde dönerek yukarı ulaşmaktadır.

 

Yukarı çıktığınızda oldukça ferah ve geniş bir namaz kılma alanı ile karşılaşırsınız. Mahfiller caminin kıble duvarı hariç diğer üç duvarı çevresinden dolaşmaktadır. Mahfil, işlemeli mermer korkulukla çevrilidir.

 

Ana kapıdan içeri girdiğinizde sizi muhteşem bir ambians karşılar. Bu ortam sizi bir anda dış dünyadan alıp birkaç yüzyıl geriye götürür. Karşınızda, muhteşem mihrabı ve minberiyle, göz alıcı galeri ve mahfilleri ile büyükçe bir harim karşılar. Eski tarz avizesi çemberinin büyüklüğü sayesinden çok geniş bir alanın üstünde durmaktadır.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Mihrap Tarafından Cümle Kapısı ve Mahfiller

Caminin süslemelerinde çinilere yer verilmemiştir. Genel sade bir görünüme sahiptir. Duvarlar beyaz badana olup, üzerlerinde kalemişi süslemeler vardır. Ana kubbe ve yarım kubbeler, pencere alınlıkları, galerilerin tavanları, pandantifler kalem işleri ile süslü bölgelerdir.

 

Minber mermerden inşa edilmiş olup sadece yapıldığı devrin değil günümüzde inşa edilmiş olan cami minberlerinin de çok çok ötesindedir. Dört sütun üzerine oturan sivri kemerli köşk kısmı yapılmıştır ve üzerinde de tabanı sekizgen olan bir kula vardır. Minber kapısı üzerinde tıpkı mihrap üzerinde kullanıldığı gibi koyu yeşil zemin üzerine altın varakla yazılı bir kitabe bulunmaktadır. Minberin yan tarafları çevresi bitki ve dal motifleri ile süslüdür. Bu süslemelerin zemini gül kurusu, süslemeler ise altın varaktır ki çok güzel pastel bir görünüm kazandırmıştır minbere.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Minber

Minberi kadar mihrabı da son derece zarif son derece güzeldir. Allah adına kurulmuş bir ibadethane için olması gereken güzel bir mihraptır. Fakat görünümü mermer olmakla birlikte aslında alçı sıvalıdır, üzerine mermer deseni işlenmiştir. Mihrabın her iki tarafında ikişer sütünce vardır. Sütunce, mihraplarda dekoratif amaçlı olarak kullanılan sütunlardır. Taşıyıcı özelliği bulunmamaktadır. Beş kenarlı olan mihrap üst tarafı mukarnaslıdır. Üstte koyu yeşil zemin üzerine altın varak ile kelime-i tevhid yazılırdır. Mihrabın en üstü de kelime-i tevhidin renklerinde gösterişli süslemelerle bezenmiştir. Mihrap üzerinde yaklaşık yüz hizasında bir yeşil renkli bir çini mevcuttur. Bu çini ile kıble istikameti gösterilmesinde kullanılan eski bir uygulaya yer verilmiştir. “E zaten mihrap kıble istikametini göstermiyor mu?” diye bir soru gelecektir akla. Doğru, gösteriyor, fakat Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) zamanında mihrap uygulaması yokmuş. Sadece kıblenin istikametini gösteren renkli bir taş ya da çizgi ile kıble yönü cemaate bildirilirmiş. İşte bu yeşil çini ile o usulün bir devamı yaşatılmıştır.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Mihrap, Kelime-i Tevhid

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Mihrap

Bir tane tek şerefeli bir minaresi vardır. Bu caminin minaresi diğer camilerden farklı olarak silindirik değil, onaltıgen bir şekle sahiptir. Şerefeden sonra ise silindirik bir yapı ile külah erişilir. Minaresi bir yıldırım düşmesi sebebiyle yıkılmış, 1820 yılında ise yeniden inşa edilmiştir. Bu tarihte külahın yenisi yapılırken orijinaline sadık kalınmadan 19. yüzyılda kullanılan külah türü kullanılmıştır. Kaidesi dörtgen olup son cemaat yerinin hemen sağ tarafındadır. Kaidenin dışa bakan köşesinde sütünce kullanılmıştır. Bu kaide türü de benim ziyaret ettiğim camilerde ilk defa gördüğüm bir uygulamadır.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Minare

Son cemaat yerinin sağ tarafında minareye çıkan doğu tarafından ise mahfile ve cami içine giriş sağlayan birer kapı bulunmaktadır. Son cemaat yeri sekiz mermer sütun üzerine inşa edilmiştir. Hem sağ ve hem de sol tarafta birer niş bulunmaktadır. 1979 yılına kadar yıkık olan son cemaat yeri bu yılda yapılan restorasyonla ayağa kaldırılmıştır.

 

Cerrah Mehmed Paşa Camii

Son Cemaat Yeri

Görülüp gezilmemesi, ziyaret edilmemesi ve bir vakit namazı kılınmaması muhakkak bir eksiklik olacaktır.

 

Saygı ve sevgilerimle,

Z. Tamer Aygün
16.Ağustos.2014

 

 
Kaynakça:
1.) Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 2,
2.) İstanbul’un İncileri, Sur İçi Camileri, Sudi Yenigün
3.) İstanbul’un 100 Kubbesi, Kaya Üçer
4.) Yedi Tepe On Yedi Gezi, İstanbul, Rüknü Özkök
5.) Ömür Biter İstanbul Bitmez, Eray Canber, Rüknü Özkök
6.) İstanbul Camileri, Tahsiz Öz, Türk Tarih Kurumu
7.) Hadikatü’l Cevami’, Ayvansarayi Hüseyin Efendi – Ali Satı Efendi – Süleyman Besim Efendi
8.) İstanbul’un 100 Camisi, Berica Nevin Berberoğlu
9.) İstanbul’un 100 Mektebi ve Medresesi, Mustafa Göleç, Fatih Güldal,
10.) Gökyüzünden İstanbul’un İbadethaneleri, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı
11.) İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, Haldun Hürel
12.) Hun Türklerinden Son Türklere İkinci Adamlar, Hilmi Tutar

Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap