osmanlı kitabı başlık
Başsız Mimar Sinan
Başsız Mimar Sinan
Bu yazı 518 views kez okundu.
8 Eylül 2014 20:41 tarihinde eklendi

Başsız Mimar Sinan

 

Bu başlığı bakarak hemen “bu da ne demek öyle” diye celallenmeyin. Ben gerçek anlamda söylüyorum, siz mecazi anlamda anlıyorsunuz. Açıklayayım

En kısa şekli ile bugün Mimar Sinan’ın mezarında sadece gövdesi bulunmaktadır. Kafası kayıptır. İşin özü bu.

1935 yılında Dolmabahçe Sarayı’nın Türk Tarih Kurumu’na ayrılmış olan odasında üç ayda bir toplantılar yapılırdı. Bu toplantılarda “Türklerin Medeniyete Hizmetleri” adlı eserin yapısı, içeriği görüşülmektedir. Bu çalışmalar sırasında kuruldaki Hakkı Eldem, Beyazıd Camii mimarı Hayreddin’in Mimar Sinan’ın sanat anlayışını etkileyen kişi olduğunu iddia eder. Bu iddia kurulda büyük tartışmalara sebep olur. Bunun üzerine, o zamanki Türk Tarih Kurumu Asbaşkanı Prof. Afet İnan ise Mimar Sinan hakkında sadece kendisini anlatan müstakil bir eser çıkarılmasını teklif eder.

 

İşte acayiplik ve tuhaflık, daha ne derseniz deyin tüm cahillik burada başlıyor ve Mimar Sinan’ın mezarı açılarak onun kemikleri üzerinde yapılan ölçümlerle Mimar Sinan’ın Türk olduğu kanıtlanıyor. Böyle bir çalışmaya ne gerek vardır ki, böyle bir çalışma yapılırken Türklerin kemik yapılarına ilişkin hangi standart biliniyordu ki!

 

1.Ağustos günü TTK’nın görevlendirdiği kişiler 350 yıllık Sinan mezarını açarlar ve onun bunca zamandır doğaya karşı koyamayan yıpranmış kemikleri ile karşılaşırlar. O zaman ki inanışa göre Türk ırkının kafatası yuvarlak ve basıktır. Sinan’ın da bu şekilde bir kafatasına sahip olduğu görülünce büyük bir memnuniyete varılarak mezar tekrar kapatılır. Fakat mezar kapatılırken kafatası mezara konmaz kurulacak olan Antropoloji Müzesine konmak üzere Afet İnan’ın teklifi ile alıkonur.

 

Mimar Sinan'ın Türbesi

Mimar Sinan’ın Türbesi

1940 yılında ise bu olaydan habersiz olarak türbeyi restore edenler mezarda kafatasının bulunmadığını gördüklerinde birden dehşete kapılırlar.

Sonuç olarak, ortana artık ne Mimar Sinan’ın kafatası ve ne de bir antropoloji müzesi.

İşte size, duymak, okumak, görmek ve hakkında konuşmak istemediğimiz bir başka konu daha…

Yapılan tüm bu çalışmaların neticesinde Atatürk’e bir rapor verilir. Bunun üzerine Atatürk Türk Tarih Kurumu Başkanı Hasan Cemil Çambel’e Mimar Sinan’ın bir heykelinin yapılması emrini verir. Ne yazık ki heykel ancak 1950 yılının ortalarına doğru yapılır ve Ankara Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi’nin bahçesine dikilir.

Artık bir Mimar Sinan heykelimiz vardır ama Mimar Sinan’ımızın başı yoktur.

İşte Prof. Afet İnan’ın Mimar Sinan hakkında yazılmasını istediği kitap 1939 yılında yazılmaya bu şekilde başlamış ve 1965 yılında, evet ne ben yanlış yazdım, ne de siz yanlış okudunuz 1965 yılında basılmıştır.

Yukarıda dediğim gibi konuşmak istemediğimiz fakat hızla unutmak istediğimiz bir konu daha.

Saygı ve sevgilerimle

Z. Tamer Aygün
8.Ağustos.2014

 

Yorumlar

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

  • salih oral (9 Eylül 2014 saat: 00:27)

    bu yaşanan duyulan bir haber ya daha nice boşaltılan üzerinden asfalt geçerken istimlak edilen mezarlar dinimizce kabul edimediği halde bir mezardan başka bir mezara taşınan cesetler,bunlarıda bir gün bu değerli açıklamayı yazan Tamer Aygün gibi birileri çıkıp yazacaklarmı-yazabileceklermi,teşekkürler

Yorum Yap