osmanlı kitabı başlık
Arap Camii
Arap Camii
Bu yazı 1.711 views kez okundu.
5 Nisan 2014 01:52 tarihinde eklendi

Arap Camii

Haliç’in Galata yakasında, Bankalar Caddesi ile deniz arasındaki bir noktadadır. Eğer camiye ilk defa gidiyorsanız ve eğer onun hakkında bir şey okumamış ve resmini de görmemiş iseniz görünce çok çok şaşıracağınız bir camidir.

 Arap Camii - Haliç Tarafı

Gerek dışarıdan ve gerekse içeriden baktığınızda karşınızdakinin cami değil, bir kilise olduğuna inanmamanız için hiçbir sebep yoktur. Karşınızda neredeyse üç katlı bir apartman yüksekliğinde dikdörtgen şeklinde bir bina ve şimdiye kadar Osmanlı’da hiç görülmemiş, bir çan kulesine benzer bir minare vardır. Elbette ki içerinin dekorasyonu kilise gibi değildir fakat, kubbesiz ahşap kaplı düz bir tavan, malikanelerde görülebilecek iki adet kıvrımlı merdivenleri, upuzun dikdörtgen bir yapı tıpkı bir kilise mimarisidir. Kars ilimizde Ruslar’dan kalmış ve camiye çevrilmiş kiliseler de aynı şekildedir. Bu kiliseler Cumhuriyet Döneminde camiye çevrilmişlerdir. Osmanlı camileri ile bir ilgisi yoktur. Sadece Arap Camii’nin dikdörtgen yapısı ile benzerlik gösterdiğinden örnek olarak verilmiştir.

Camiye Çevrilmiş Rus İşgalinde Kalma Kilise

Camiye Çevrilmiş Rus İşgalinde Kalma Kilise – Kars

Camiye Çevrilmiş Rus İşgalinde Kalma Kilise - Kars

Camiye Çevrilmiş Rus İşgalinde Kalma Kilise – Kars

Caminin yapılışı ile ilgili olarak cami duvarlarındaki yazılarda caminin Hz. Mesleme Bin Abdülmelik’e (RA) dayandığı bildirilmektedir. İstanbul’u kuşatmak üzere gelen Arap ordusunun kuşatma sırasında bu camiyi yaptığı yazılıdır. İlk başta normal gibi bir bilgi gibi görünse de bir takım şüphelerin akla gelmemesi mümkün değildir. Şöyle ki:

 

Arap Camii Minaresi

Arap Camii Minaresi

715 yılında yapıldığı yazılı olan cami, eğer Arapların kuşatması sırasında onlar tarafından yapıldıysa kuşatmadan sonra Osmanlı’nın bu çevredeki toprakları alana kadar Bizanslılar bu caminin ayakta kalmasına nasıl müsaade etmişlerdir? 735 yıl boyunca Araplar cami çevresinde yaşamadılar ki onu koruyabilsinler. Kaldı ki kuşatma ile uğraşan Araplar, bu kadar büyük bir camiyi niçin yapsınlar?

Arap Cami Avlu Cephesi

Arap Cami Avlu Cephesi

Öte yandan, minare ve bina yapısına baktığınızda da tamamen bir kiliseyi andıran bir tarzı vardır. Osmanlı mimarisinde hiç olmadığı şekilde, üstelik cami minaresinden çok bir çan kulesine benzeyen bir minaresi bulunmaktadır.

 

 Arap Camii MinaresiArap Camii

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yukarıdaki fotoğraf Yusuf Kaşar Bey’in katkısıyla yazıya eklenmiştir.

Buna karşın, mihrabın yanındaki “Mesmele’nin Çilehanesi” ve “Arap Baba Merkadi” caminin arap kimliğine ilişkin bir delil gibidir.

Mesmele Bin Abdülmelik'in Mezarı

Mesmele Bin Abdülmelik’in Mezarı

Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Katolikler şimdiki caminin bulunduğu yerde bir kilise yapmışlardır. Kiliseye San Paolo Kilisesi denmiş ve Hıristiyanlarca aziz kabul edilen Pavlus’a adanmıştır. Sonraki yıllarda bu kilisenin yanına bir de manastır inşa edilmiştir ki bu da Domeniken mezhebine bağlı kişilerce yaklaşık 1233 yılında yaptırılmıştır. 14. Yüzyıl başlarında kilisenin Dominikenlerin tarikat başı olan azizin ismini alarak San Domenico Kilisesi olmuş. Bununla birlikte  ve San Paolo de San Domenico olarak da adlandırılmıştır. İstanbul’un fethi ile 1475 yılında camiye çevrilmiştir. O yıllarda caminin adı Galata Camii iken 1492 yılında İspanya’dan göçe zorlanmış olan Endülüs Araplarının gelip bu cami çevresine yerleşmesi ile Arap Camii adını aldığı şeklinde bir yaklaşım söz konusudur.

Caminin döşemesinin altında bulunan çok sayıdaki mezar kitabesinden ki bunlar şimdi Arkeoloji Müzesindedir, 1325 tarihinden sonra burada Cenevizlilerin gömüldüğü anlaşılmaktadır.

Cami tıpkı diğer camiler gibi yangınlardan zarar görmüştür. Bakım ve onarımlar ise II. Mahmud’un kızı Adile Sultan ve kocası Mehmet Ali Paşa ile III. Mehmet ve I. Mahmud’un annesi Saliha Sultan tarafından yaptırılmıştır.

Caminin iç yapısına gelince;

Arap Camii içten Görünüm

Cami içinde çini kaplamaya ilişkin hiçbir iz yoktur. Duvarlar tamamen beyaz olup yoğun bir şekilde ahşap kaplama kullanılmıştır. Görülebilen tek mermer/taş sütun aşağıdaki resimdedir.

Arap Camii Mihrabı

Diğer sütunlar ise ilk anda %100 ahşap imajını verse de elinizle sütunlara vurduğunuzda gelen sesten içinin boş olduğu hemen anlaşılır. Bu da demektir ki sütunlar ahşap kaplama olup binayı mermer sütunlar taşımaktadır.

Hünkar Mahfilinin merdiveni bulunmamaktadır. Rivayete göre merdivenin yerine arap baba merkadini yani istirahatgahı yapılmıştır.

Arap Camii Hünkar Mahfili

Caminin mahfillerine tıpkı konaklardaki merdivenleri andıran geniş merdivenler caminin arka tarafından köşelerden kıvrılarak yukarı çıkar.

Arap Camii İç Merdiveni

Tavanı ahşap kaplamalıdır. Müezzin mahfili de geri planda fakat ortadan bir yerde konumlandırılmıştır.

Arap Camii Ahşap Tavanı

Özetle, tarzı ile çok değişik ve temiz, huzur verici bir camidir.

Allah yapana da, yaptırana da, yapımında emeği geçen de rahmet eylesin

Saygı ve Sevgilerimle,

Z.T.Aygün
7.Nisan.2014

KAYNAKÇA:
1.) Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, Cilt 1
2.) İstanbul’un 100 Camisi

Yorumlar

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

Yorum Yap