osmanlı kitabı başlık
Orhan Gazi
Orhan Gazi
Bu yazı 3.542 views kez okundu.
9 Nisan 2014 15:48 tarihinde eklendi

ORHAN GAZİ

1281 yılında Söğüt’te dünya gelmiştir. Babası Osman Gazi, annesi ise Mal Hatun’dur. 36 yıl süre ile hükümdarlık sırasında üçüncüdür. Bilindiği üzere, Kanuni Sultan Süleyman 46 yılla birinci, Osman Gazi 43 yılla ikinci en uzun süre hükümdarlık yaşayan sultanlarıdır.

İkinci Osmanlı Sultanı

ÖNCE ANNE:

Bazı kayıtlarda Mal Hatun’un adı Malhun Hatun veya Rabia Bala Hatun olarak da geçmektedir. Mal Hatun, büyük tasavvuf alimi Şeyh Edebali’nin kızıdır.

Mal Hatun 19 yaşında Osman Gazi ile evlenmiştir. 40 yıldan fazla bir evlilikleri olmuştur. Ömrünün son yıllarını Bilecik’te yaşayan babasının yanında geçirmiştir. Bir rivayete göre Şeyh Edebali 120 yaşında Bilecik’te vefat ettikten bir ay sonra da Mal Hatun Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Mal Hatun’un vefatından üç ay sonra da Osman Gazi vefat etmiştir. Mal Hatun, babası Şeyh Edebali’nin Bilecik Orhan Camii’ndeki türbesinin yanındaki kendi türbesinde yatmaktadırlar.

TEKRAR ORHAN GAZİ

Orhan Gazi, Osmanlı İmparatorluğunun ikinci sultanıdır. Osmanoğulları’nın en uzun ömürlüsü olduğu halde çocukluğu ve gençliğine ait yeterli bir bilgi günümüze ulaşmamıştır. Kumral, top sakallı, iri yapılı ve uzun boylu bir yapısı olduğu söylenmekteyse de ona ait olduğu belirtilen portrelerde farklı bir tasvir sözkonusudur. Sağ kulağında bir ben vardı ki o zamanlar güzel bir işaret olarak kabul edilirmiştir.

Babası Osman Gazi’den aldığı dürüstlük ve devlet yönetimi bilgisi, ağabeyi Alaeddinden gelen derviş bilgeliği, dindarlığı ile fethettiği yerlerde adaletli davranıp, güven getirmiş.

Osmanlı Padişahlarından Sultan, Han, Seyfüddin ve Şücaiddin ünvanlarını hem de hakkıyla alan ilk hükümdardır.

Bostanzade Yahya’nın Duru Tarih adlı eserinde Orhan Gazi’nin her pazartesi ve Perşembe günleri oruç tuttuğu, Hz. Mevlana’ya hürmeten sikke giyip üstüne beyaz sarık sardığı yazılıdır. Sikke, Mevlevilerin giydiği geçeden yapılmış uzun takkedir. Bilindiği üzere Pazartesi günleri Allah katında insanların rızıkları taksim edildiği inancıyla oruç tutan Müslümanlar bulunmaktadır. Perşembe günü oruç tutulmasının sebebi ise kutsal Cuma günü oruç tutmak isteyenlerin bayram olan Cuma günü oruç tutmanın uygun olmaması nedeniyledir.

Orhan Gazi  17-18 yaşlarındayken 1298’de Yarhisar Tekfuru’nun kızı Nilüfer Hatun ile evlendirilir. Bu bilgiye paralel olarak, Yarhisar Tekfurunun kızı Holifera, Bilecik tekfuruyla evlendirilirken, düğün Osmanlılar tarafından basılıp Holifera esir alınır. Holifera Müslüman olduktan sonra Nilüfer Hatun olarak  ismini değiştirir ve Orhan Gazi ile evlenir. Faslı Gezgin İbn Battuta Orhan Gazi’nin eşinin isminin Nilüfer Hatun değil, Bilun Hatun olduğunu yazmıştır.

Orhan Gazi’nin Nilüfer Hatun ile olan evliliğinden doğan erkek evlatlarından Murad Hüdavendigar, Orhan Gazi’den sonra imparatorluğunu başına geçecek ve babasından aldığı mirası büyütecektir.

Evlendikten iki yıl sonra 1300 yılında Köprühisar’ın fethinde bulunmuş ve babası Osman Gazi tarafından Beylerbeyi olarak atanmıştır.

Orhan Gazi’nin devletin başına ne zaman geçtiği tartışmalıdır. Tartışma konusu, Orhan Gazi’nin tahta geçişinin Osman Gazi’nin sağlığında mı yoksa o vefat ettikten sonra mı geçtiği hususundadır. Zira bugün de benim okuduğum kaynakların kiminde 1326 yılında babasının sağlığında geçtiği yazılı iken kimi kaynaklar da babasının vefatından sonra geçtiği yazılıdır.

Aşıkpazade, Oruç Bey ve Nesri gibi ilk Osmanlı tarihçilerine göre, Osman Gazi’nin vefatından sonra iki kardeş Aleaddin Bey ve Orhan Bey, devletin diğer beyleri ile bir toplantı yapmışlar ve bu toplantıda Orhan Bey, kardeşi Aleaddin Bey’in tahta geçmesini önermiş, fakat Aleaddin Bey bunu kabul etmeyerek Orhan Bey’in elde ettiği askeri başarılardan dolayı tahta kendisinin layık olduğunu söyleyerek tahtı Orhan Bey’e teslim etmiştir. Orhan Bey de kardeşini vezir olarak atamıştır.

Fakat bu tereddütlü konuya ışık tutacak şöyle bir ipucu bulunmaktadır. Orhan gazi kendi adına ilk sikkeyi Şubat 1324 tarihinde bastırmıştır. İktidarda olmayan bir kişinin adına sikke basılamayacağına ve Osman Gazi de 1326 yılında vefat ettiğine göre Orhan Gazi’nin Osman Gazi hayatta iken tahta geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

Orhan Gazi’nin zamanında yapılan en önemli fetihlerden ikisi Bursa ve İznik’in alınışıdır. Bursa kalesinin alınması için kuşatma yapıldığında Mihail Bey ve kale muhafızı Evranos kaleyi savaşsız bir şekilde Orhan Gazi’ye teslim etmişler ve Müslüman olmuşlardır. Bunun ardından da Orhan Gazi komutasında Akıncı Bey olarak görev yapmışlardır. Yanılıyor olabilirim ama, ilk defa bir gayri müslimin Müslüman olup devlet/ordu bünyesinde üst düzeyde görev alması, devşirme sadrazamların da yolu açılmış olmalıdır.

Bursa’nın alınışının ardından 2.Mart.1331’de hiçbir direniş göstermeden İznik’i alınmıştır. Hıristiyanlar için ana itikat prensibi sağlayan Nicea İtikadı’nın 325 yılında kabul edildiği şehir olan İznik’in böylesine kolayca alınması Osmanlı için büyük bir zafer, Hıristiyan alemi için de o derece büyük bir kayıp olmuştur. Fetih sonrasında Orhan Gazi İznik’te hemen şehirleşme/imar çalışmalarına başlamış ve şehir bir ticaret ve sanat merkezine dönüştürmüştür. Burada Orhan Gazi şehrin en büyük katedralini camiye çevirmiş, Nilüfer Hatun bir imaret ve oğulları Süleyman Paşa da bir medrese yaptırmıştır. Medresenin başına Kayserili Molla Davut’u geçirmiştir.

Sonraki yıllarda Orhan Gazi, Bizans İmparatoru VI. Yoannes Kantakuzenos’un kızı Teodora ile 1346 yılında  evlenir. Bu evlilik siyasi nitelikte bir evlilik olup, Osmanlı’nın Gelibolu üzerinde Trakya’ya geçiş yolunu açmıştır. Siyasi evlilik olmasının en büyük kanıtlarının birisi Süleyman Paşa’nın 1354 yılında Gelibolu’yu alması gösterilebilir.

Bu siyasi evliliğin hikayesi ve Türklere Viyana yolu açacak olan Trakya’ya geçiş şu şekilde olmuştur.

Bir isyan sonunda Bizans İmparatoru olan VI. Yoannes Kantakuzenos, Selanik’e saldıran Sırplara karşı tek başına karşı koymayacağı için Orhan Gazi’den yardım istemek için iyi ilişkiler kurar. Kendisi de bir tarihçi olan Kantakuzenos Orhan Bey’le yaptığı görüşmeler sırasında üç kızını Orhan Bey’le tanıştırır. Orhan Bey Kantakuzenos’un ortanca kızı Teodora’yı beğenir 1346 yılında Silivri’de üç gün süren bir düğün ile evlenir. Orhan Bey’i düğün yerine getirmek için 30 gemilik bir Bizans donanması Anadolu yakasına geçmiş ve düğün sonunda Teodora ile birlikte Orhan Gazi’yi ve maiyetini Mudanya’ya geri götürmüştür. Böylelikle Bizans ile Osmanlı arasındaki ilk akrabalık ilişkisi kurulmuştur. Elbette ki bu ilişki uzun süreli olmamış ve siyasi kimlikten öteye gitmemiştir.

Düğün sonrasında Orhan Gazi 20.000 kişilik bir Osmanlı kuvvetini kayınpederi VI. Kantakuzenos’un emrine Selanik’i işgal eden Sırp Stefan Duşan’la savaşmak için vermiş, fakat Anadolu’daki bir sorun nedeniyle kuvvetlerini geri çekmek zorunda kalmıştır. Daha sonra Edirne’ye saldıran V. Yannis’i geri püskürtmek için Orhan Gazi’den tekrar yardım istemiş ve Orhan Gazi de oğlu Süleyman Paşa ve kuvvetlerini Bizans’a yardım olarak gönderip Edirne’nin kurtarılmasını sağlamıştır. Aynı Osmanlı ordusu birkaç ay sonra Meriç Nehri kıyılarında Sırp ordusunu tekrar mağlup etmiştir. Bu yardımların sonucunda Trakya’da bulunan Çimpe Kalesi Bizans İmparatoru tarafından Osmanlılara hediye olarak verilmiştir.

İşte bu hediye ile birlikte Osmanlılar, Anadolu’dan getirilen Türkmenleri Trakya’ya yerleştirmeye başlamışlardır. Bunu farkeden Orhan Gazi’nin kayınpederi VI. Kantakuzenos, Çimpe Kalesini geri almak için 10.000 altın tazminat vermek ve Orhan Bey’le görüşme istemiştir. Görüşme talebi, Orhan Bey’in hastalığı sebebi ile geri çevrilmiştir.

Bir başka anlatıma göre ise,

1354 Mart’ında olan bir deprem ile Gelibolu’da yerleşmiş olan halk şehri terk etmiştir.  Çimpe Kalesini Bizans’tan teslim almak üzere hazırlık yapan Süleyman Paşa Trakya’nın da zenginliğini de bildiği için boşalan Gelibolu’ya yerleşerek burada şehri inşa ettirmiş, yeni bir imar düzeni kurmuş ve Anadolu’dan getirttiği Türkmenleri Gelibolu’ya yerleştirmiştir.

Bizans İmparatoru, Süleyman Paşa’dan kuvvetlerini ve halkını Gelibolu’dan çekmesini istemiş, Süleyman Paşa ise:

“Türklerin Allah’ın inayeti ile geldiğini, geldikleri şehrin (Gelibolu) terkedilmiş olduğunu, burada oturan hiç kimsenin zorla evinden atılmadığını ve bu şehri terk etmelerinin Allah’ın inayetini ret etme olacağını” bildirmiştir. Buna karşı Bizans İmparatoru şehrin boşaltılması karşılığında masraflarını ödeyeceğini ve üstüne de tazminat vereceğini bildirdiyse de kabul ettirememiş, çareyi damadı Orhan Gazi’ye başvurmada bulmuştur. Orhan Gazi hastalık bahanesiyle kayınpederi ve Bizans İmparatoru olan VI. Kantakuzenos ile görüşmemiştir. İşte o zaman büyük bir hata yaptığını farkeden imparator, daha sonra imparatorluk içinde gelişen olaylar nedeni ile 4.Aralık.1354 tarihinde tahtından feragat ederek bir manastıra keşiş olarak girmiş ve dünyadan elini eteğini çekmiştir.

Böylelikle Osmanlı’nın 500 yıl sürecek olan Avrupa seferleri başlamış olmaktadır.

İbn Battuta’nın yazdığına göre, Orhan Gazi’nin topraklarında yaklaşık 100 adet kale bulunduğu ve zamanının önemli bir bölümünü bu kaleleri gezerek geçirdiğini, hiçbir kalede bir aydan fazla kalmadığını ve bulunduğu kalelerden diğer topraklara akınlar düzenlediği bilinirmiş. Burada gezme ifadesinin teftiş/savaş olarak kullanıldığı açıktır. Ayrıca Orhan Gazi’nin bu hareketi onun savaşçı kişiliğini de göstermektedir. Kaldı ki bu fikir ve Osmanlı’nın topraklarının onun zamanında ne kadar büyüdüğü bize Orhan Gazi’nin savaşçı kişiliği göstermektedir.

Orhan Gazi’nin yardım sever özelliğinin bir sonucu olarak, imaretlerinde fakirler için pişirtilen ilk yemeği kendi elleri ile dağıtırmış. Bu da onun hem yardımseverliğini ve hem de devlet olarak halkına ne kadar yakın olduğunu, onlardan kopmadığını göstermektedir.

Benzer bir şekilde, yaptırdığı camilerin kandillerini kendisinin yakması onun dine verdiği önemi ve dindarlığını göstermektedir. Orhan Gazi’nin yukarıda verilen özellikleri belki biraz mübalağalı olabilir. Zira devamlı şekilde kalelerini dolaşan bir sultan, yaptırdığı camilerin kandillerini her akşam yapamaz, imaretlerde pişirilen ilk yemeği kendi elleri ile daimi olarak dağıtamaz. Bunlar Orhan Gazi’nin dikkat ettiği incelikler olmalı ama elinden geldiğince sınırlı bir şekilde yaptığı kanaatindeyim.

Orhan Gazi’nin vesile olduğu bilinen diğer “ilk”ler şu şekilde sıralanabilir.

  • Osmanlı’nın ilk tapu senedi 1301 yılında Orhan Gazi zamanında yazılmıştır. Bu tapu senedi ile birlikte Sakarya Akçaova’daki Çalıca ve Şehler Köyü vakıf tapusu Şeyh İzzeddin İsmail’e verilmiştir.
  • Orhan Gazi, Osmanlı Beyliği’ni yeni yasalar ve düzenlemeler sayesinde devletleştirmiştir. Sadrazamlık teşkilatı, kadı ve subaşı atamaları Orhan Gazi döneminde yapılmış ve kadılar sancaklara  gönderilmiştir.
  • İlk donanma ihtiyacı da Orhan gazi döneminde ortaya çıkmıştır. Anadolu’dan Rumeli’ye geçişle birlikte Osmanlı donanmaya ihtiyaç duymuş ve bu yönde inşalara başlanmıştır.
  • Adına Tuğra çekilen ilk Osmanlı Beyi’dir. (Orhan bin Osman)
  • İlk Osmanlı medresesi onun zamanında İznik’te kurulmuştur.
  • Bursa’daki Orhan Cami, anıtsal Osmanlı camilerinin esası/başlangıcı kabul edilmektedir.
  • Orhan Gazi, Osmanlı Beyliği’ni yeni yasalar ve düzenlemeler sayesinde devletleştirmiştir. İlk kez Sadrazamlık teşkilatı, kadı ve subaşı atamaları Orhan Gazi döneminde yapılmış ve kadılar sancaklara  gönderilmiştir.
  • İlk donanma ihtiyacı da Orhan gazi döneminde ortaya çıkmıştır. Anadolu’dan Rumeli’ye geçişle birlikte Osmanlı donanmaya ihtiyaç duymuş ve bu yönde inşalara başlanmıştır.
  • Osmanlı teşrifatının ilk kuralları, tımar ve yaya asker sınıfları ile bunların nizami giyim kuşamları onun döneminde belirlenmiştir.

Babası Osman Gazi’den 16.000 km2 olarak aldığı Osmanlı topraklarını 95.000 km2’ye çıkardıktan sonra 1362 yılında 81 yaşında vefat etmiştir.

Görüldüğü üzere, Orhan Gazi sadece toprak elde etmek için ömrünü savaşlarla geçirmemiş, Osmanlı’nın imparatorluk olması ve bu imparatorluğun da sağlam temellere oturması için gereken hukuki ve idari alt yapıyı da oluşturmaktan geri kalmamıştır.

Türbesi Bursa’da Tophane semtindedir. Türbesi babası Osman Gazi ile karşı karşıyadır.

Süleyman Paşa 1357 yılında Trakya’da bir av sırasında vefat etmiştir. Orhan Gazi’nin diğer oğlu Murat Bey Süleyman Paşa’nın ölümünün ardından Osmanlı Ordularına komuta etmeye başlamıştır. Osmanlı orduları Edirne kapılarına dayandığı yıl olan 1362’de Orhan Gazi vefat etmiş ve aynı yıl içinde Edirne’nin alınışını görememiştir.

Mekanları cennet olsun.

Sağlık ve Esenlikler

Z.T.Aygün
9.Nisan.2014

 

Kaynakça:

1.) Osmanlı’nın Mahrem Tarihi – Mustafa Armağan
2.) Osmanlı Sultanları Albümü – Mustafa Armağan
3.) Padişah Anneleri – İbrahim Pazan
4.) 100 Osmanlı Büyüğü – Dr. Yaşar Ateşoğlu
5.) Herkes İçin Osmanlı Padişahları – Prof. Dr. Oğuz Aytepe
6.) Dünyaya Hükmeden Osmanlı Padişahları – Ahmet Seyrek

Yorumlar

Bu Yazıya 1 Yorum Yapılmış

  • rüknü özkök (29 Nisan 2014 saat: 09:22)

    Kaynak göstererek Osmanlı padişahlarını tanıtmanız çok yerinde güzel bir çalışma.
    Sitenizi okudukça Osmanlı Devleti ile ilgili değişik konularda yararlı bilgiler alıyoruz. Ellerinize,gönlünüze sağlık.

Yorum Yap